Atatürk Havalimanı’da büyüme ve geliştirme sürekliliği
Bir Avrupa metropolüne yakışır bir havalimanı olarak İstanbul Atatürk Havalimanı (AHL), hava ve kara tarafındaki büyüme ve gelişme projeleriyle, sürekli devinim içerisinde. Hedef: En üst düzey performans ve kaliteye, en yüksek verimlilikle ulaşmak. Konuyla ilgili olarak, AHM Genel Müdürü Kemal Ünlü, Dış Hatlar Terminal Proje Müellifi Ebru Kantaşı, Ek Bina Proje Müdürü Mehmet Ali Türker ve Mimari Tasarım Koordinatörü Nuray Çankaya Güler ile görüştük.
Dünyada gerek yapı çalışmalarıyla, gerekse teknolojik alt yapısıyla tamamlanmış bir havalimanı bulunmuyor. Havalimanları, yolcuların ve havayolu kuruluşlarının ihtiyaçlarına göre sürekli devinen, sürekli gelişen bir yapı sergiliyor. Dünya metropolleri içerisinde en yoğun havalimanlarından biri olarak İstanbul Atatürk Havalimanı (AHL) da büyüme ve gelişme sürekliliğini, hayata geçirdiği farklı projelerle sağlıyor.
AHL, 2000 yılında TAV Havalimanları tarafından işletilmeye başladıktan sonra 2004 yılında “Yüzde 30 keşif artışı” adı altında bir genişleme çalışması geçirdi. Daha sonra çok sayıda sistem ve ekipmanın teknolojik anlamda yenilenmesi ve geliştirilmesi gerçekleşti. Türkiye’de havacılık sektörünün büyümesine, THY’nin gelişmesine, filo sayısının artmasına, farklı havayolu kuruluşlarının İstanbul’a artan ilgisine, transit-transfer yolcu sayısın artışına bağlı olarak tüm bagaj sistemleri 2006 ve 2008 yılında güncellendi. 2009’dan 2010’a geçerken de tekrar güncellenmeleri söz konusu. AHL’nin hava sahasının mevcut kapasitesinin optimum kullanımı ile ilgili projeler devam ederken, yolcu memnuniyetini artırmaya yönelik ek bina çalışması da bitirilmek üzere.
SMART PROJESİ ve HAVA TARAFINDA DEVAM EDEN PROJELER
AHL’nın, Avrupa’daki metropol havalimanları kadar yolcuyu veya İstanbul’un gelecekteki yolcu sayısını idame edebilmesi için sürdürülebilir bir kapasite artışına ihtiyacı var. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız AHL Genel Müdürü Kemal Ünlü, AHL’nın terminalleri açısından daha uzun yıllar bir kapasite sorunu yaşamayacağını öngördüklerini belirtiyor. Ancak, hava tarafı operasyonlarında, gerek pist konfigürasyonları, gerek piste bağlı hızlı çöküş takviye yolları, pist sayısı, apron sayısı olarak birtakım darboğazlar olduğuna dikkat çekiyor: “AHL’nın bulunduğu arazinin kent içerisinde kalması, etrafında yeni pist inşaasına pek izin vermiyor ve bu darboğazı aşabilmek için de hava tarafında köklü çalışmalara ihtiyaç bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda DHMİ Genel Müdürlüğü’nde iki kez Euro Control teşkilatı için kapasite değerlendirme ve belirleme çalışmaları yapıldı ve DHMİ’nin bu yöndeki çalışmaları devam ediyor. Yakın zamanda devreye girmesini beklediğimiz “Smart Projesi”, tüm Türkiye hava trafiğinin tek merkezden yönetilmesini öngören ve Türkiye’nin hava trafik kaynaklarının optimizasyonu ve modernizasyonu için önemli olan bir proje. Yeni uygulamada, 2010’un sonunda Türk Hava Sahası, Ankara’da bulunan hava trafik merkezinden yönetilecek. Ancak bu gelişme, AHL’daki sorunların çözümü için yeterli değil. Hava tarafını geliştirme çalışmalarını her yıl sürdürmek durumundayız. Euro Control’le DHMİ’nin belirlediği projeler zaman içinde hayata geçirilirken, bizler de bu konuda tam bir işbirliği içerisinde hareket etmeye hazırız.”
“Atatürk Havalimanı’nın hava sahası, çok iyi kullanılması gereken milli bir servet olarak düşünülmeli ve tüm bileşenleriyle en üst düzeyde verimlilik esaslarına göre yönetilmelidir.”
Kemal ÜNLÜ
İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Müdürü
AHL’de belli saatlerde yığılan trafik ihtiyacını düzenli karşılayabilmek ve havalimanı alt yapısını veya hava trafik kaynaklarını optimum kullanabilmek amacıyla 1993 yılından beri bir slot uygulaması devam ediyor. Slot planlama kapasitesi olarak deklare edilen bir saatlik uçak kapasitesi 40 olarak belirlenmiş. Oysa AHL’nin gerçekleşmiş trafik çizelgelerine bakıldığında, saatte 60 uçağın geçildiği günleri veya saatleri görmek mümkün. Diğer yandan meteorolojik şartlara bağlı olarak pistlerin kullanım oryantasyonları değişiklik gösteriyor. Dolayısıyla bu noktada çok iyi bir planlama yapmak gerekiyor. Tüm havayolu şirketleri, handling şirketleri ortak bir platformda buluşarak, bilgilerini şeffaf biçimde paylaşarak, hava trafik kaynaklarının optimum kullanımı yönünde bir konsensüs sağlamak üzere, “ortak, birlikte karar alma” anlamına gelen “CDM” projesi, Euro Control’un önerisi ve yönlendirmesiyle, DHMİ ve TAV işbirliğiyle devam ediyor.
Kemal Ünlü, “AHL’nin hava sahası, çok iyi kullanılması gereken milli bir servet olarak düşünülmeli” diyerek şöyle devam ediyor: “Sıkışıklık yaşandığında havada bekleyenler, yerde bekleyenler, ulaşım operasyonlarını yapabilme uğruna çok sayıda maddi kaynaktan fedakarlıkta bulunuyorlar. O zaman sektörün içerisinde görev alan tüm kuruluşlar, ortak bir platformda bir araya gelip, bu altyapı kaynaklarını yeniden planlamalı, yeniden en verimli şekilde kullanmanın yolunu bulmalılar. Bu anlamda tüm sektör paydaşları, Türkiye’nin hava trafik kaynaklarını optimize etmenin yollarını bulmalı, ayrıca sürdürülebilir bir artışın da önünü açmalı. Bunun için gerek altyapı, gerek literatür, gerekse de prosedürleri yeni baştan değerlendirmemiz gerekiyor.”
“Dış Hatlar Terminali’nin en önemli özelliği, çok büyük bir esneklik sağlayan modüler tasarımıdır. İhtiyaç durumunda çeşitli alternatiflerle projenin ve binanın büyütülmesi her zaman mümkün.”
Ebru KANTAŞI
Dış Hatlar Terminal Proje Müellifi
Çekiç sesi duyulmadan yükselen bina!
Toplam 18 bin 770 metrekarelik bir alana sahip olan ek bina, yolcu sirkülasyonunun gerçekleşeceği hava tarafı ve TAV Grubu’nun birçok yönetim ofisinin bir arada olacağı kara tarafı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Hava tarafında Dış Hatlar Terminali’ne üç adet daha köprü eklenerek yolcu kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Geri kalan 5 bin 600 metrekarelik alana TAV bünyesindeki çeşitli yönetim birimleri yerleştirilecek. Ayrıca Airport Otel’e 45 adet otel odası daha eklenecek ve 1.100 metrekarelik bir bölgede yeni bir VIP alanı hazırlanacak. Bunlara ek olarak 1.250 araba kapasiteli bir açık otopark da bulunacak. İç Hatlar’da dokuz köprü yenilenecek. Bu yenilemeyi yaparken yolcu konforunu artırmak üzere üç köprü daha yapılacak. Böylece yolcuların uçakla terminal arasındaki ulaşımı rahatlamış olacak.
Ofis bölümünde TAV ailesine yönelik düzenlemeleri Mimari Tasarım Koordinatörü Nuray Çankaya Güler şöyle aktarıyor: “Bizim ‘servis katı’ dediğimiz giriş katında, yaklaşık 15 toplantı odası yer alacak. Mevcut bina ile ek binanın birleşme noktasında personele yönelik apron manzaralı bir kafeterya da yapılıyor.”
Binanın yapım özellikleri ve çevre anlayışı konusunda da Proje Müdürü Mehmet Ali Türker, şu bilgileri veriyor: “Artık sadece hızlı yatırım yapan, yatırımlarını planlanandan önce bitiren değil, aynı zamanda daha çevreci, daha ergonomik yapılar üreten bir kuruluşuz. Örneğin Amerika çıkışlı ‘Green Building’ (Yeşil Bina) sertifikasyon sürecine dahil olmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeşil enerjiden maksimum faydalanmak adına terminal bünyesinde geçekleştirilen trijenerasyon projesini kullanmak, elektrik, ısınma, soğutma giderlerini minimize etmek, karbondioksit salınımını azaltmak, gürültü kirliliğini ortadan kaldırmak gibi hedeflerimiz var. Ek bina projesinde çekiç sesi duyurmadan inşaatı bitirmeye çalışıyoruz. Olabildiğince fabrikasyon üretim kullanarak, malzemelerin hazır bir şekilde şantiyeye gelmesini, burada sadece ayak gücüyle itilerek monte edilmesini sağladık.. Böylece sahada hem daha az işçi çalıştırıldı, hem de daha güvenli bir çalışma ortamı sağlandı.”
Genişleme projesi Şubat 2009’da onaylandı. Sözleşme gereği Aralık 2009’da ek binanın bitirilmesi hedefleniyor.