ekim - kasim 2009
Gezi Notları
Sayı : 13
English
French
Georgian

http://www.tavnewsport.com
İçindekiler
Anasayfa
CEO'dan
Gündem »
Gezi Notları »
Kapak Konusu
Risk&Kontrol
İş Rotası
Havacılık Trendleri
Yönetim
TAV Dünyası »
Sağlık
Cin Fikirler
Yaşam Döngüsü
Sosyal Bilgiler »
Teknoloji
Güçlü Halka
İnovasyon
Hayat Rotası
Ellerin Mücizesi
Ajanda »
Aktif Hayat »
Platform
Summary
Port Anket

Farklı inançların, kültürlerin yaşadığı kent, tarihi dokusu, korunmuş yemek kültürü, yemyeşil doğası ile özellikle iki günlük hafta sonu gezisi için cazip seçenekler sunuyor. Antakya’da hayal kırıklığına uğramanız mümkün değil. Akdeniz Bölgesi’nin en doğusunda yer alan, Roma İmparatorluğu’nun Roma ve İskenderiye’den sonra en büyük kentinde, özgün lezzetlerden tarih ve doğaya kadar, aradığınız her şeyi bulacaksınız.
Havra, Katolik kilisesi ve Sarımiye Camii üçgeniyle oluşan kültür koridoru sizi şaşırtacak. Katolik Kilisesi, 150 yıllık iki Antakya evinin birleştirilmesiyle küçük bir manastıra dönüştürülmüş. 70 kişilik cemaati var. Günümüzde Antakya’da üç Katolik patrik bulunuyor: Süryani, Maronit ve Rum-Katolik. "İnanç Turizmi Projesi"nde kullanılan poster fotoğraflarının benzerini kilisenin üst katında terasta çekebilirsiniz. Çan ve arkadaki Sarımiye Camii minaresi aynı kareye sığıyor.
APOLLONUN DEFNE’YE AŞKI
Destana göre, Apollon aslında çok iyi bir okçudur ve Afrodit'in oğlu genç Eros’un okçuluğu ile alay eder. Eros öç almak ister ve iki ok hazırlar. Biri altın suyuna batırılmıştır ve saplandığı kişiye tutku ve sonsuz aşk verecektir. Diğer ok ise saplandığı kişiyi aşk ve tutkudan tamamen uzaklaştıracaktır. Altın ok Apollon'un kalbine saplanır ve Yunan Deniz Tanrısı Peneus'un kızı Dafni'ye umutsuzca aşık olur. Fakat ne yazık ki diğer ok Dafni'nin kalbine saplanmıştır. Dafni, Apollon'dan sürekli kaçar ve aşkını reddeder. Bir gün Dafni yine kaçarken Apollon'a yakalanır ve babası Yunan Deniz Tanrısı Peneus'dan yardım ister. Peneus, Dafni'yi Defne ağacına dönüştürür ve Dafni sonsuza dek Defne ağacı olarak kalır. Efsaneye göre bu olay Antakya'nın Harbiye Beldesinde geçmiştir. Bu efsanenin kanıtlarından en önemlilerinden biri Antakya Arkeoloji Müzesini'nde bulunan Apollon ve Dafni mozaiğidir. Ayrıca burada yaşayan halk, Harbiye'nin meşhur şelalelerine "Apollon'un Gözyaşları" adını vermiştir. Bu şelaleler, defne ağaçları arasından akmaktadır.
UÇUŞ KARTI
ANKARA’DAN ANTAKYA’YA ANADOLUJET İLE UÇTUK
AnadoluJet, THY’nin alt markası olarak 2008 yılında beş uçaktan oluşan filosuyla, Ankara merkezli olarak, 304 seferle uçuşlara başladı. Şu an sekiz uçaktan oluşan filosuyla, 20 şehirde, 370 seferle faaliyetine devam ediyor. Yolcuya sunulan ilave servislerin yalınlaştırılmasıyla elde edilen maliyet avantajını bilet ücretlerine yansıtan AnadoluJet ile Hatay’a gidiş ve dönüş biletimizi, 13 Eylül’de, tek yön 29 TL olmak üzere internetten aldık. Çok da memnun kaldık!

ANKARA-ANTAKYA (HATAY) HATTI: 1' 20"
Yolcu : Özlem Özkan

www.anadolujet.com.tr

HAVAYOLU /TARİH UÇUŞ NOKTASI KALKIŞ SAATİ VARIŞ SAATİ
29 TL Anadolujet
24 Eylül 2009
Ankara (ESB)
Hatay (HTY)
17:15 18:35
29 TL Anadolujet
29 Eylül 2009
Hatay (HTY)
Ankara (ESB)
07:00 08:15

Antakya, üç yıl önce hava ulaşımı devreye girdikten sonra, özellikle yurt içinden turistlerin akınına uğrayan kentlerimizden. Geçtiğimiz sezon çok popüler olan televizyon dizisi ‘Asi’, burada çekilmiş ve turizmin hareketlenmesinde de çok etkisi olduğu söyleniyor. Aslında dizi ve hava ulaşımı neredeyse aynı anda başlamış Antakya’da. AnadoluJet’in son derece uygun fiyatlarıyla, bir hafta sonu atlayıp gelmek için mükemmel bir seçenek oluşturuyor. Üstelik yeme-içme ve konaklama fiyatları da çok makul. İstanbul ve Ankara ile karşılaştırılmaz bile.

HABİB-İ NECCAR CAMİİ: Kurtuluş Caddesi üzerindeki Habib-i Neccar Camii, Hz. İsa’nın havarileri Yunus (Yuanna) ve Yahya’ya ( Pavlus) ilk inanan ve bu nedenle taşlanarak öldürülen Antakyalının adını taşır. Osmanlılar tarafından tekrar inşa edilen caminin dört metre altına daracık merdivenlerden inerek Habib Neccar türbesini gezebilirsiniz.
SAINT PIERRE KİLİSESİ: Antakya'nIn iki kilometre doğusundaki bir mağarada kurulan
dünyanın ilk Katolik kilisesi.

Akdeniz’in en doğusunda yer alan kente, akşam yemeği öncesinde iniyoruz. Servis arabamız bizi Savon Otel’in önüne kadar getiriyor. İsmi ‘sabun’ anlamına gelen butik otel, eski bir sabun fabrikasından dönüştürülerek restore edilmiş. Gerçekten çok keyifli bir konaklama mekânı sunuyor. Otele gelir gelmez ilk işimiz bir otomobil kiralamak oluyor. Biliyoruz ki Antakya ve çevresinde gezip görecek pek çok yer var ve hepsini ziyaret etmeye kararlıyız.

YEMEKLERLE TANIŞMA
Otele yerleştikten sonra, akşam yemeği için methini çok duyduğumuz ve önceden rezervasyon yaptırdığımız Antakya Evi’ne gidiyoruz. Çeşit çeşit Antakya yemeklerini ve mezelerini tadabileceğiniz Antakya Evi’nde oruktan kağıt kebabına, humustan katıklı ekmeğe kadar pek çok yemek ve mezenin tadına ve keyfine varıyoruz. Çok merak ettiğim ‘borani’ yemeği tam bana göre. Hem kabak, hem de ıspanak boraniyi tadıyorum... 110 yıllık binasıyla Antakya Evi yemeklerin dışında da ilginç özelliklere sahip. Yer karoları Marsilya’dan gelmiş olan mekânın sahibi Ali Solak da oldukça ilginç bilgilere sahip, saygı duyulacak bir kişi. Eğer oradaysa mutlaka sohbet etmek için bir atılımda bulunun derim.

CUMHURİYET TARİHİNDE HATAY

Hatay'ın anavatan Türkiye'ye katılması öncesinde, 2 Eylül 1938 tarihinde 10 aylık bir süre varlığını sürdüren Hatay Devleti kuruldu. Toprakları, Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) belgelerinde İskenderun Sancağı olarak yer alan bölgeydi. 16 Haziran 1939'da TBMM'nde alınan kararla Türkiye ile Hatay Devleti arasındaki sınır çizgisi kaldırılarak geçersiz kılındı. 23 Temmuz 1939'da ise anavatana katılma, son Fransız kıtasının kışladan çıkmasıyla ve Fransız kıtasının da yer aldığı törenle kışlaya Türk bayrağı çekilmesiyle tamamlanmış oldu.
 

REYHANLI: Reyhanli’da Fransız mimarisiyla inşaa edilmiş bu 100 yıllık çiftlik evi, Antakya’da çekilen ‘Asi’ dizisinin mekânlarından biri olarak kullanıldı.

 

 

 

 

 

 

 

İPEK YOLU’NUN DURAKLARINDAN
Antakya, Asi Nehri’nin iki yakasına, Amonos dağları ile Habib-i Neccar Dağı arasında verimli Amik Ovası’nda kurulmuş. Tarih boyunca kervanların konaklama yeri, kültür ve alışveriş merkezi olmuş. Zaten Antakya’dan Halep’e kısa bir karayolu ile yapılacak günübirlik bir geziye katılacak olursanız, İpek Yolu’nu ‘kanlı canlı’ görmeniz mümkün. Develerin ayak izleri, İpek Yolu’nun mermer kalıntıları üzerinde hala görülebiliyor.

DÜNYANIN İKİNCİ BÜYÜK MOZAİK MÜZESİ
Asi Nehri’nin yanı başında, Cumhuriyet Alanı’ndaki Arkeoloji Müzesi, mozaik koleksiyonu açısından dünyanın ikinci büyük müzesi. M.Ö. 300 yıllarında Antakya’nın başlangıcı olarak kurulan Antik Antioch, Seleucoslar zamanında daha da gelişmiş ve güzelleşmiş. M.Ö. 42’de Roma ve İskenderiye’den sonra dünyanın üçüncü büyük şehri olmuş. Zenginleşen şehrin ileri gelenleri Dafne (Harbiye) denilen bölgede yaşamayı tercih etmiş. Şelalelerle kaplı ve müthiş güzellikte doğasıyla ünlü olan bölgede büyük saraylar inşa ettirmişler. Dünyanın en iyi ustalarınca bu sarayların tabanlarına yapılan mozikler bugün müzenin dört büyük salonunda teşhir ediliyor. Roma ve Bizans dönemini kapsayan mozaikler mitolojik olayları ve kişileri anlatıyor.


1993 yılında bir evin inşaat çalışması sırasında bulunan M.Ö. 3. Yüzyıla ait Antakya lahdi, yekpare biçimde, motifleri net bir şekilde seçilir tarzda çıkarılmış. Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen lahit, mozaikler kadar ilgi görüyor.

İLK HIRİSTİYANLAR
Müze çıkışında Antakya’nın iki kilometre doğusundaki bir mağarada kurulan dünyanın ilk Katolik kilisesi Saint Pierre’e gidiyoruz. Hıristiyanlık, Kudüs dışına ilk defa Antakya’daki bu kiliseyle yayılmış, Hz. İsa’ya inananlara ilk defa Antakya’da "Hıristiyan" adı verilmiş. 1963’te Papa tarafından Hıristiyanlar için hac yeri ilan edilen kilisede her yıl 29 Haziran’da özel bir ayin düzenleniyor.

DAR SOKAKLAR, AVLULAR VE ÇARŞIDA ETLİ PİDE
Eski Antakya’nın dar sokakları, en az 100 yıllık bir geçmişe açılıyor. Evlerin kapıları yüksek duvarların ardında kalan iç bahçeye açılıyor. Avluda narenciye, nar, elma gibi meyve ağaçları bulunuyor. Bu bölgede yer alan Uzun Çarşı, renkleriyle büyülüyor. Geleneksel Antakya el sanatlarını burada yakından görebilirsiniz. Çarşının en önemli duraklarından biri de tüm Antakya gezginlerinin önereceği gibi, sini kebabını tadabileceğiniz Pöç Kasabı (Tel: 0326-2139503). Kıyma şeklinde kıyılmış kuzu eti, soğan, Antakya acı biberi, domates, maydanoz, tuzla karıştırılıp tekrar doğranıyor, karışım tepsiye yayılıyor. 10 dakika sonra fırından çıkan kebap yanında pide ile servis ediliyor. Tatlı isterseniz de, Çınaraltı’nda künefeyi közde pişiren

Yusuf Usta pek meşhur. Çarşıdan, biber salçası, nar ekşisi, sızma zeytinyağı, baharat, sürk peyniri ve defne sabunu alabilirsiniz.

HARBİYE ŞELALERİ VE TİTUS TÜNELİ
Kente yedi kilometre uzaklıkta antik dönemin dinlence merkezi Harbiye şelalerini mutlaka görün. Sıra sıra dizilmiş mağazalarda defne yağından sabunlar, el işi ipek dokumalar, heykelcikler satılıyor. Harbiye’den Samandağı’na da bir saatlik yolculukla varabilirsiniz. Yol narenciye, zeytin bahçelerinin arasından geçiyor. Seleucia antik kenti Musa Dağı yamacına yayılmış, antik limanın kalıntıları bugün bile görülüyor. Antik çağın mühendislik harikası Titus Tüneli de burada. İmparator Vespasianus, Musa Dağı’ndan gelen, kenti tehdit eden sele karşı kayaların içine tarihin ilk kaya tünelini açtırmış. Bin esirin 10 yılda açtığı 1380 metrelik tünelin 300 metresi tamamen dağın altında.



DAR SOKAKLAR: Eski Antakya’nın dar sokakları,
en az 100 yıllık bir geçmişe açılıyor
 

Asi Nehri’nin yanı başında, Cumhuriyet Alanı’ndaki Arkeoloji
Müzesi, mozaik koleksiyonu açısından dünyanın ikinci büyük müzesi.
  ETIKETLER:
antakya    apollo    defne    saint-pierre-kilisesi    habib-i-neccar-camii    ilk-hiristiyanlar    ipek-yolu    harbiye   
katolik-kilisesi    peneus    kultur    yesil    roma-imparatorlugu    iskenderiye    havra    inanc-turizmi   
hava-ulasim    mozaik-muzesi    arkeoloji