ekim - kasim 2009
Gezi Notları
Sayı : 13
English
French
Georgian

http://www.tavnewsport.com
İçindekiler
Anasayfa
CEO'dan
Gündem »
Gezi Notları »
Kapak Konusu
Risk&Kontrol
İş Rotası
Havacılık Trendleri
Yönetim
TAV Dünyası »
Sağlık
Cin Fikirler
Yaşam Döngüsü
Sosyal Bilgiler »
Teknoloji
Güçlü Halka
İnovasyon
Hayat Rotası
Ellerin Mücizesi
Ajanda »
Aktif Hayat »
Platform
Summary
Port Anket


AKROPOLİS VE HEYBETLİ YAPISI PARTEON: Atina’yı kuşbakışı görebileceğiniz Akropolis’in ilk göze çarpan en büyük tapınağı Partenon, dünyanın en ünlü arkeolojik kalıntılarından biri. Çatısı ahşap olan tapınağın geri kalan kısmı bütünüyle mermerden inşa edilmişti.
Tanrıça Athena’nın korumasındaki komşu kent:

KALiMERA ATiNA

Demokrasinin ilk merkezi, Sokrates’in batı felsefesinin temellerini attığı yer, Tanrıça Athena’nın sevgilisi, antik çağın metropolü Atina…
Toplam 12 tane olan Antik Yunan tanrı ve tanrıçaları arasında yer alan bilgelik ve savaş tanrıçası Atena, Atina’nın koruyucusu olarak biliniyor.
 

LYKAVİTTOS TEPESİ: Atina manzarası için ideal bir nokta. Tepenin zirvesinde San George Ortodoks Kilisesi yer alıyor. Yukarıda bir restoran ve bar müşterilerin hizmetinde.

DİONYSOS TAPINAĞI: Dionysiou Areopagitou yolunu takip ederken karşınıza gelen ilk arkeolojik ören yeri. En eski antik Yunan tiyatrosu da burada. M.Ö. V. yüzyılda inşa edilen tiyatroda Aristofanes'in komedileri ile Euripides ve Sofokles'in trajedileri sahneleniyordu. Tiyatronun seyirci kapasitesi 17 bindi.

Atina’nın eski semtlerinden Plaka’da akşamüstü güneşinin vurduğu yapılar.
İzmir’den 50 dakikada ulaşmanın etkisi de olabilir belki ama komşunun başkenti Atina’ya adım atıp “kalimera” diye karşılandığınız andan itibaren alfabe dışında hiçbir şeye yabancılık çekmeyeceksiniz. Kentin kokusu, yemekleri, yemek isimleri, balık isimleri, denizi, en önemlisi insanı çok tanıdık gelecek… Özellikle insanı… Konuşma olanağı bulursanız “muhabbet” etme biçimiyle, mimikleriyle, duruşlarıyla, hatta batıl inançlarıyla bile size yakından tanıdığınız birilerini hatırlatacaklar. Yemeklerine, mezelerine, içkilerine de aynı hisle yaklaşacak ve tereddüt etmeden karnınızı doyurmaya, içkinin ve muhabbetin keyfini çıkarmaya başlayacaksınız.

UÇUŞ KARTI

İZMİR’DEN ATİNA’YA SUNEXPRESS İLE UÇTUK

SunExpress, Alman havayolu Lufthansa ile Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı Türk Hava Yolları (THY) arasında 1989 yılında imzalanan anlaşmayla kurulmuş ve ilk etapta charter uçuşlarıyla Türk turizmine hizmet etmeye başlamış bir havayolu şirketi. 2005 yılında İzmir merkezli dış hat seferleriyle yurtdışı uçuş ağını genişleten SunExpress, 15 Ağustos 2009 tarihi itibariyle İzmir-Atina uçuşlarını da başlattı. Herşey dahil 49 Eruo kampanyası ile büyük ilgi çeken Atina seferleri 1 saat sürüyor. Uçuş seferleri ile ilgili ayrıntılı bilgi için 444 0 797’den ulaşılabilen çağrı merkezine ve www.sunexpress.com adresindeki internet sitesine başvurmak mümkün.
İZMİR-ATİNA HATTI: 1' 50"
YOLCULAR: Özlem Özkan (Editör) / Sinan Kesgin (Fotoğrafçı)



İlk izlenim

Öğlen saatlerinde indiğimiz Atina’da öncelikle, kentin simgesi Akropol’e de çok yakın ve bir turistin gidebileceği en güzel semt olan Plaka’daki otelimize uğradık. Çok vakit kaybetmeden kendimizi dışarıya attık ve küçük bir semt turunun ardından, soluğu şirin bir restoranda aldık. Akropol’ün eteklerindeki duvarlara sırtını yaslamış, açık havadaki tahta masaları, renkli tahta sandalyeleri ve her yandan sarkan sardunyalarıyla bu tipik yunan restoranına, yine sardunyalarla bezeli, eski ama mutlaka bakımlı Rum evlerinin yer aldığı dar sokaklardan, taş merdivenlerden geçerek ulaştık. Akşam saatlerinde restoranlar pek kalabalık olmuyor, çünkü burada akşam yemeği saat 22:00’de başlıyor. Dolayısıyla uzolarımızı saat 17:00 gibi, bir Atinalı için sıradışı bir zamanda içmeye başlarken, ağırdan alarak yemeğimizi geç saatlere uzatmaya, özetle yeme-içme keyfinin tadını çıkarmaya karar verdik. Böylece pek çok meze ve ara sıcak çeşidini tatmamız mümkün oldu: Kalamar, antopot ızgara, balık köftesi, midye, dolma, enginar kalbi, cacık, pilaki, patlıcan salatası, sebzeli ve etli muska börekleri, üzerinde dilim dilim beyaz peynirli (feta) grek salata, tavuk ciğeri, cacık (süzme yoğurtlu ve sulandırmadan), peynir kızartması, lakerda, biberli peynir ezmesi, zeytin salatası ve dahası…

İşte Atina’da ilk akşam ve ilk izlenimimiz: Hızlı, özenli ve temiz bir servis, en hasından zeytinyağı, her yerde standartını hiç bozmayan mükemmel beyaz peynir, hepsi bildik ve istisnasız çok lezzetli taze yemekler, ilgili garsonlar… Ve en önemlisi: Hesap makul.

  ELEFTHERIOS VENIZELOS HAVALİMANI

2001 yılında hizmete açıldığında, iniş ve kalkış pistleri, kente ulaşım için sağlanan toplu taşıma olanakları ile çok olumlu puanlar alan Eleftherios Venizelos Havalimanı, terminal binası ile aynı etkiyi bırakmıyor. Nitekim, açılıştan hemen sonra havalimanını ziyaret eden Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök bakın 3 Nisan 2001 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan köşesinde ne yazmış: “(…) Atatürk Havalimanı'nın terminali tartışma götürmez bir şekilde Venizelos'unkinden daha iyi. Hem de çok daha iyi. Venizelos Havalimanı açılalı daha bir hafta bile olmadı, ama bana sanki daha şimdiden eskimiş gibi göründü.
Bir kere insana genişlik duygusu vermiyor. Atatürk Havalimanı'ndaki Atrium tarzından sonra buradaki dar koridor sistemi, insana sıkışıklık duygusu veriyor. Havalimanında ayrıntı işçiliği çok zayıf kalmış. İşaret panolarının estetiği ve kullanılan harf karakterleri bir Avrupa ülkesine yakışmıyor. Çalışanların kılık kıyafetleri ve güler yüzlülükleri açısından karşılaştırdığınız zaman da Atatürk Havalimanı açık farkla önde. Valizlerin alındığı bölgenin dizaynı ve işleyişi bizim eski dış hatlar terminalininkini andırıyor. Ve son olarak mimari konsept açısından da Atatürk Havalimanı sanki 20 yıl ilerde gibi görünüyor. (…)”

YAZARIN NOTU: Doğrusu Ertuğrul Özkök’ün 2001 yılında dile getirdiği görüşlere katılmamak mümkün değil. İzmir’den Atina’ya geçtiğimiz ay sefer yapan yolcular olarak, Özkök’ün kelimelerini hiç değiştirmeden İzmir Adnan Menderes Dış Hatlar Terminali ile Eleftherios Venizelos Terminali’ni karşılaştırabiliriz. Adnan Menderes Dış Hatlar Terminali, mimarisi ve Atrium tarzıyla büyük fark yaratıyor.

Modernite’den kaçış yok

Binlerce yıllık geçmişi taşırken, her metropol gibi çağın sorunları da çok tanıdık Atina’da… Öncelikle trafik ciddi bir sorun. Öyle ki tek-çift plaka uygulaması var. Hal böyle olunca, ailelerin genellikle biri tek diğeri çift sayılı iki arabaya sahip olduklarını tahmin edersiniz. Avrupa kentlerindeki küçük araba eğilimi Atina’da da mevcut. Motosiklet de çok yaygın kullanılan araçlardan. Venizelos Havalimanı’ndan başlayarak toplu taşıma araçlarıyla her yere kolayca ulaşabiliyorsunuz. Metro, troleybüs, deniz ulaşımı gayet iyi planlanmış. Şehirde sürekli bir hareketlilik, insanlarda bir telaş, koşuşturmaca gözleniyor. Meydanlarda ücretsiz gazete kutuları var. İşe giderken herkes bir gazete alıyor eline ve hızla uzaklaşıyor. Atina’nın modernitenin çirkinliklerinden en çok etkilendiği diğer yanı ise betonlaşma. Arazi çok az olduğu için tepelerden bakıldığında bir beton yığını görünüyor. Yine de geniş parkları ile bunu kapatmaya çalışıyor. Doğa ve deniz Atina’nın dışına çıktıkça baskın çıkmaya başlıyor.


PROPYLAEA: Akropol alanına anıtsal giriş kapısı Propylaea, dor ve iyon mimari stillerinin ilk defa bir arada kullanılmış olmasıyla ünlü.

Akropolis gezisi ve öğle yemeğinde ‘Suvlaki’

İkinci günün sabahında yerel rehber eşliğinde Akropolis’e gidiyoruz. Atina’nın en çok ziyaret edilen turistlik mekanı Akropolis’e ulaşmaya çalışırken zeytin ağaçlarının papatyaların, gelinciklerin ve mimoza ağaçlarının arasından geçiyoruz. Atinalılar buralardan çiçek topluyorlar. Sardunyalarla süsledikleri evlerine, komşularına götürmek için, mevsimine göre topladıkları papatya, gelincik ve mimoza demetleri sofraları yemekler gelmeden önceva şenlendirmeye yetiyor. Yemek öncesinde uzo keyfine bu çiçekler eşlik ediyor. Atinalılar, şarap içmeye de bayılıyor. Akropolise’e küçük bir tırmanışla ulaştığımızda, tepe noktadan tüm Atina’yı izliyoruz. Yakında görülen tek yeşillik Akropolis’in çevresi ve Plaka semti. Plaka’da kaldığımıza bir kere daha memnun oluyoruz. Akropolis’teki tapınaklar muhteşem. Bol bol fotoğraf çekme şansı buluyoruz. Öğlene doğru sıcak iyice bastırıyor ve karnımız acıkıyor. Yine Plaka’ya iniyoruz. Bu kez çok çok hesaplı Suvlaki yemeye karar veriyoruz. Şişte kuzu eti, domuz eti ve tavuk eti ile yapılabilen Suvlaki, ince küçük tırnak pidesinin arasına sarılıyor ve süzme yoğurtulu bir sos ve yeşillikle dürüm gibi sunuluyor. Çok lezzetli ve bizim damak tadımıza son derece uygun.

ATENA NİKE TAPINAĞI: Akropolis’te yer alan tapınak, hayvanların kurban edildiği küçük bir sunak da içeriyor.
HEPHAESTUS ANITI: M.Ö. V. yy’da inşaa edilen Hephaestus anıtı Agora’da yer alıyor. Agora eski Atina'da şehrin ticaret ve sosyal merkeziydi. Modern felsefe, bu antik meydanda doğdu. Agora'yı ziyaret ettiğinizde antik Yunan'ın en iyi korunagelmiş kilisesi olan Theseion’ı da görmek mümkün.
Plaka semtinde yer alan restoranlar, sıcak bir ortam sunuyor. Yemekler çok lezzetli ve hesap da oldukça makul.

Kent gezisi

Yeni duraklarımız arasında; ilk olimpiyatların yapıldığı stad, şehrin trafiğinin ortasında kalan Zeus Tapınağı, Syntagma Meydanı, Omonia Meydanı, Arkeoloji Müzesi, Lykavitos (Kurtlar) tepesi ve Parlemento Binası önünde Meçhul Asker anıtındaki askerlerin nöbet değişim töreni var. Atina’nın en aristokrat semti Kolonaki. Syntagma meydanından Kolonaki’ye uzanan yol boyunca Konsolosluklar ve restore edilmiş eski evlerin bulunduğu yeşillikler eşliğinde güzel bir yürüyüş oluyor. Monastıraki'de pazar günleri bit pazarı kuruluyor. İzmir'in Kemeraltısı'nı hatırlatan Monastıraki, gece dışarı çıkmak için de ideal bir ortam yaratıyor. Plaka semtini turistlere kaptıran yerel halk bilhassa hafta sonlarında bu semti tercih ediyor. Hatta diyorlar ki şehirdeki mekanlar kepenkleri kapatırken gece Monastıraki'de yeni başlıyormuş. Sayısız restoran ve barları ile Monastıraki kesinlikle Atina'nın yükselen yıldızı. Eğer yolunuz bizim gibi Temmuz-Eylül arası Atina’ya düşerse; Defni şarap festivaline katılmayı unutmayın. Defni, Atina’ya 10km mesafede. Arkeoloji Müzesi ve buraya yürüyüş mesafesinde bulunan Omonia ve Victorias Meydanı, bit pazarının bulunduğu Monastraki, çok ünlü markaların satıldığı ve kentin modern yüzünün sunumunun yapıldığı ve şehrin en aristokrat semti olan Kolonaki, Agora’nın bulunduğu Thission, havalı, şık bar ve tavernaların bulunduğu Psiri, Atina’yı doyasıya yaşamak için sadece birkaç nedenden biri.

KUŞ BAKIŞI ATİNA
Nüfus: 4 milyon (banliyölerle birlikte),
Koordinatlar: 37° 00’ DAZD (UTC +2/3) Telefon alan kodu: +30 (210)

Atina, eski çağlardan beri, çeşitli saldırılar karşısında birçok defa yıkılmış. Önce Persler, sonra Romalılar, Haçlılar ve Osmanlılar tarafından ele geçirilmiş. Eski Yunan medeniyetinin de merkezi olan Atina’nın etrafı tepelerle çevrili ve açık olan batı tarafındaki Pire limanına uzaklığı ise yedi kilometre. İsmi, koruyucusu olan savaş ve bilgelik tanrıçası Athena'dan geliyor. Atina'da şehir turuna Akropol'ün zirvesinden başlamakta yarar var. Akropol ve çevresindeki antik tiyatrolar ve yazın Atina Festivali'ne ev sahipliği yapan 0deon'un yanı sıra Akropol'ün zirvesinde iyon tarzındaki Atena Nike, Erechteion, Dionisos ve Partenon tapınağı eski Atina'nın ayakta kalabilen en önemli kalıntıları. Başka arkeolojik yerleşimler ve müzeler ise Akropol'e en fazla birkaç kilometre mesafede. Atina'yı Akropol'ün zirvesinde kuşbakışı seyrettikten sonra Olimpia-Zeus tapınağı, Hadrian kemeri ya da Arkeoloji Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Temmuz-Eylül ayları arasında yolunuz Atina'ya düşerse Dafni Şarap Festivaline de gitmeyi ihmal etmeyin. Dafni, Atina'ya 10 kilometre uzaklıkta. Yunan adaları gezi programınızda değilse Glyfada, Vouliagmeni, Varkiza plajları alternatif bir seçim olabilir.

NOT: Yunanistan'da arkeolojik ören yerleri, yılbaşı tatili, Paskalya, 1 Mayıs ve Noel'de ziyarete kapalıdır. Mağazaların çoğu ise Pazartesi-Çarşamba arası 09:00-15:00, Salı ve Perşembe günleri 09:00-14:30 ve 17:00-20:30 arası ziyarete açık.

ATİNA’YA GELMİŞKEN ADALARA YOLCULUK

Atina’ya gelmişken bazı Yunan adalarına uğramadan dönmeyin. Atina’dan yedi kilmetre uzaklıktaki Pire limanından bazı adalara yapılan turlara katılabilirsiniz. Görmeden dönmemek gereken adalardan bazıları:
Rodos: Diger on iki adanin yönetim merkezi olan Rodos, çevresini saran kumsallari, yürüyüs yollari ve canli gece hayatiyla herkesi büyüleyecek nitelikte.
Mykonos: Beyaz renkli dar sokaklari ve küp seklindeki evleriyle her ziyaretçinin ilgisini çekiyor. Yunanistan'in en gösterisli adalarindan biri
Sakız: Sakız ağaçlarıyla meşhur adanın volkanik yapısı göze ilk çarpan özelliği. Yunanistanin en büyük adalarından bir tanesi.
Santorini: Siyah kum sahillerinin yukarisinda volkanik kayalara tutunan beyaz köyleriyle ünlü.
Midilli: Ödül kazanan plajlari, geleneksel köyleri, çok çesitli kuşları ve çiçekleri, çam ağaçları, Orta Çağ kaleleri, ucuz deniz ürünleri restoranları ve Yunanistan’ın en iyi iki müzesiyle mutlaka görülmesi gereken sakin bir ada.
Zakintos: Bu adanın adını daha önce duymamış olabilirsiniz. Atina’dan ulaşım da zor, çünkü ülkenin batısında yer alıyor. Ancak her yıl on binlerce turist çeken en güzel Rum adaları arasında yer alıyor. Caretta carettaların bulunduğu deniz alanları çok ilgi görüyor.


  
* ODEON ERODE: Akropolden de görülebilen anfitiyatro. M.Ö. 161'de inşa edildi. Halen Atina Festivali'ne ev sahipliği yapıyor.
* Kuşbakışı Rodos

  ETIKETLER: atina    athena    kalimera    sokrates    lykavittos-tepesi    dionysos-tapinagi    plaka   
-eleftherios-venizelos-havalimani-    propylaea    suvlaki    atena-nike    hephaestus-    anit    tapinak   
zeus    rodos    mykonos    sakiz    midilli    zakintos    odeon-erode   
akropolden    adnan-menderes    dis-hatlar