Sonu hüsranla, acıyla biten her krizin süreci aynıdır. Ama asıl acı olan, yaşananların unutulup, tekrar tekrar başınıza gelmesine izin vermektir.
Tarih; 2 Ekim 1998. İsveç'in Göteborg şehrindeki bir gece kulübünde, özel bir ‘Cadılar Bayramı' kutlaması yapılacaktı. Birbirinden ilginç kıyafetli, neşe içindeki liseli gençler guruplar halinde eğlencenin organize edildiği gece kulübüne gelmeye başladı.
Gece kulübü iki katlıydı ve salon davetli sayısına göre yeterli büyüklükte değildi. Gençler nerdeyse omuz omuza dans ediyorlardı. Kurallara göre, bu tür organizasyonlarda, itfaiyeye önceden haber verilmesi ve içeriye alınacak azami davetli sayısının buna göre belirlenmesi gerekiyordu.
Gece yarısına doğru binanın batı tarafından önce duman kokusu yayılmaya başladı, ardından da dumanlar gözle görülür şekilde yukarıya doğru yükselerek yayılmaya başladı. Birkaç öğrenci bunu hissetti ama sigara dumanı olduğunu düşünerek üzerinde durmadılar ve eğlenmeye devam ettiler. Parti olanca hızı ile devam ederken, duman iyice artmaya başladı ancak ya kimse bir şey fark etmedi, ya da basit bir durum sanılarak bununla başa çıkılacağı düşünüldü ve paniğe sebep vermemek için uyarma gereği hissedilmedi.
Oysa yangın ciddi bir yangındı ve hızla yayılmaya başladı. Durumu fark edenler, düzensiz bir şekilde sağa sola kaçışmaya başladı ancak o kadar kalabalıktılar ki, hareket alanları ve kabileyetleri çok düşüktü.
Dans pistine açılan holün her iki tarafında, yönlendirme ışıklarıyla belirtilen birer çıkış kapısı vardı. Ancak salonda otomatik yangın alarmı ve yangın söndürme sistemi yoktu. Çıkışlardan bir tanesi 90 cm genişliğindeydi ve merdivenlere açılıyordu, bir diğeri ise ince bir koridordan binanın dışına açılıyordu ama salonun kapasitesini artırmak amacıyla içerdeki eşyalar buraya taşındığı için işlevsizdi.
İtfaiyeye haber vermek üzere telefon açıldığında, arka plandaki gürültü yüzünden adres doğru anlaşılamadı ve adres gecikmeli olarak bulundu. Olay yerine önce sekiz kişilik bir ekip gönderildi. Yangının beklenenden çok daha büyük olduğunun anlaşılması üzerine ilave ekipler de yola çıktı. Fakat çıkış kapısının önünde bayılanlar ve yaralılar, itfaiyenin içeriye ulaşmasını engelliyordu. Bir yandan da, içeride kalanların dışarıya kaçabilmiş arkadaşları, tekrar içeri girip yardım edebilmek için kapılara yükleniyorlar ve itfaiyecilere zor anlar yaşatıyorlardı. Hatta bir tanesi itfaiye erlerinden birini geçebilmek için kafasına bira şişesiyle vurarak bayılmasına sebep oldu.
İçeride de müthiş bir kaos yaşanıyordu. Bazıları müdahale için salona giren itfaiyecilerin maskesine saldırıyor, bazıları kurtulmak için öndekileri aşağı itiyor, bazıları da yedi metre yüksekten aşağı atlamaya çalışıyordu. Ek otobüsler istendi. Yaralılar tüm imkânlar seferber edilerek hastanelere taşındı. Tüm bu çabalara rağmen kaos acı bir fatura ile son buldu. Durum kontrol altına alınmıştı ancak olay sırasında yaşları 14 ile 20 arası 63 genç hayatını kaybetmişti.
Bu yazıyı okuduğunuzda aklınıza ilk olarak ne geldi? Haberi ve daha sonra detayları okuduğumda, büyük bir üzüntünün ardından aklıma ilk olarak, 'bu gençlerin ölmesini engellemek için ne yapılabilirdi' sorusu geldi. Bu ve benzeri onlarca hatta yüzlerce olay yaşanmış olmasına rağmen, bu tip olayları okumaya neden devam ederiz?
Sanırım hatalardan ders alma konusunda ciddi sorunlar var. Hafızalar kötü olayları unutmaya meyilli olduğundan, alınan dersler de zaman içinde unutulup gidiyor. Unutmak istemediğimiz, unutmamamız gereken şeyleri yazma alışkanlığımız olmalı. Bunları zaman zaman okuyup hatırlamalıyız.
Bu anlamda, şirketler de insanlar gibidir, canlı organizma özellikleri gösterirler. Onlar da benzer hataları tekrarlamaktan bıkmazlar. Ancak, şirketlerin diğer canlı varlıklara nazaran önemli üstünlükleri vardır: Ölümsüz olabilme ya da çok daha uzun yaşayabilme şansları ve sürekliliği koruma yetenekleri...
TAV Havalimanları, çok uzun ömürlü olmayı arzuluyor ve bugünlerde bu konuda çok çaba gösteriyor. Bugüne kadar edindiği bilgi ve (olumlu/olumsuz sonuç doğurmuş) tecrübelerini unutmamak, hatta gelecekte görev yapacak genç nesillere bunları aktarabilmek için politika ve prosedürler oluşturuyor. Hazırlanan politika ve prosedürleri tabana yaymak için de, intranet dahil her türlü iletişim yolunu kullanıyor; bu yolla tüm çalışanlarını bilinçlendirmeyi ve onlar görevlerini yerine getirirken daha rahat ve huzurlu çalışmalarına yardımcı olmayı planlıyor.
BİLMEKTE FAYDA VAR!
Politika nedir? Karar verme sürecine sonunda rasyonel sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmak üzere oluşturulmuş hareket planlarıdır. Şirket yönetimlerinin ne'yi niçin istediğini belirtir. Geneldir.
Prosedür nedir? Politikaların nasıl uygulanması gerektiğini açıklayan yazılı bilgilerdir. Bir işin yapılması için gerekli detayları, sorumlulukları, kontrol noktalarını ve işlemleri içerir. Spesifiktir.