Tam 18 yıldır Yeşilköy Feneri içinde hizmet veren Fener Lokantası, eşsiz balık menüsü ile İstanbul’un en özel mekanları arasında yer alıyor.
Fener Lokantası, Yeşilköy Feneri’nin (eski adıyla Ayastefanos Feneri) içinde kurulu, mekânı kadar leziz yemekleri ve kaliteli servisi ile de dikkat çeken özel bir restoran. 1856 yılında Sultan Abdülmecid tarafından bir Fransız mühendise yaptırılan fener, 23 metre yüksekliğinde bir taş kule olarak inşa edilmiş. O günden bu yana her 10 saniyede iki kere 15 mil uzaklığa kadar göz kırparak denizcileri hem sığ sulardan uzak tutan hem de boğaz girişini müjdeleyen Yeşilköy Feneri, 1993 yılının Mayıs ayında, asıl mesleği gemi makinistliği olan Yavuz Selim tarafından restoran haline getirilmiş. Bugün halen restoranın sahibi olan Yavuz Bey, zorunlu hizmeti bittikten sonra radikal bir karar alarak Fener Lokantası’nı açmış. Bir başka deyişle, bu işi yapan ‘alaylı’ çoğunluğun aksine, dışarıdan gelen ve başarılı olan bir isim Yavuz Selim.
ÇALIŞANLAR YABANCI DİL VE GURMELİK EĞİTİMİ ALIYOR
Her gün 09:00-24:00 saatleri arasında hizmet veren ve toplam 42 kişinin çalıştığı restoranın konuk profili son derece renkli. Müşterilerinin büyük bir kısmını konsolosluklarda ya da özel şirketlerde çalışan yabancılar oluşturuyor. Bu nedenle de yabancı dil bilmeyen tek bir çalışanı bile yok restoranın. Çalışanlara, yabancı dil eğitiminin yanı sıra gurmelik eğitimi de veriliyor Fener Lokantası’nda.
Mottosu “Her şeyin en iyisi” olan restoranda düzenli olarak tüketilen tüm ürünler bizzat kendi bahçelerinde üretiliyor. Zeytinyağı üretmek amacıyla ilk zeytinliğini 15 sene önce Cunda Adası’nda kuran restoran işletmesi, yeşilliklerin üretimi için Lüleburgaz’da, domates üretimi için Gelibolu’da bahçe ve çiftliğe sahip.
Balıklarının ve deniz ürünlerinin yüzde 70’i Çanakkale’den, Saros Körfezi’nden gelen Fener Lokantası, diğer deniz ürünlerinde ise Karadeniz’i tercih ediyor.
KAĞITTA LEVREĞİ MUTLAKA DENEYİN! Kapalı alanının yanı sıra, Marmara Denizi’nin dalgalarının vurduğu 150 kişilik teras alanına da sahip olan Fener Lokantası’nın bahçesi fenerin gölgesinde huzur vaat ediyor. Üzüm, elma, nar ve şeftalinin dalından koparılabildiği bahçede, yazın isterseniz ağaçların altında da yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.
İnsanların birbirine tavsiye ettiği, reklamını müşterilerin yaptığı bir mekân Fener Lokantası. Bu memnuniyeti yaratan önemli faktörlerden biri, personelinin çok büyük bir kısmının uzun yıllardır orada çalışması. Fener Lokantası aynı zamanda Türkiye’nin İSO belgesi sahibi ilk restoranlarından da biri. Örneğin bundan 15 sene önce Fener Lokantası’nda nasıl bir mezgit ya da helva yediyseniz, bugün de birebir aynısını bulabiliyorsunuz. Menüsünü kimseden kopya çekmeden hazırlayan bu kadar özel bir mekânda aynı standardı her an yakalayabilmek son derece önemli. Menü demişken, tüm yemeklerin aynı özenle hazırlandığı restoranın “kağıtta levreği” bir başka lezzetli. Fener balığından yapılan ‘Fener Kavurma’, ‘Fener Güveci’ ve ‘Ahtapot Salatası’ da mekânın beğenilen lezzetlerinden. Ayrıca yeniliğe açık duruşunu göstererek İstanbul’da menüsüne ilk defa irmik helvası koyan balık restoranı olma özelliğine de sahip olan Fener Lokantası, bu tatlı ile diğer balık restoranlarına da öncülük etmiş, onların menülerini de zenginleştirmiş.
TÜRKİYE’NİN İLK FENER MÜZESİ GELİYOR Fener Lokantası, sadece damak zevkine değil, denizciliğe ilgisi olanlara da hizmet eden bir mekân. Restoranın girişindeki büyük haritada Türkiye’deki tüm fenerler işaretlenmiş ve haritanın yanında bu fenerler hakkında detaylı bilgi yer alıyor.
Daha da önemlisi, restoranın bir bölümünde Türkiye’nin ilk fener müzesini açmak üzere çalışmalara başlanmış durumda. “Hayatta kalıcı olan bunlar. Biz de bu düşünce ile tarihimize sahip çıkıyoruz” diyen Yavuz Selim, sahibi olduğu restoranı şu cümle ile anlatıyor: “Sıcaklık, lezzet, kalite ve dostluk sözcüklerinin hepsi Fener Lokantası’nın adında gizli.”