Claus HEINEMANN
“İŞİMİZİN %40’I İSTANBUL ATATÜRK HAVALİMANI’NDA”
İlk Duty Free mağazalarını 1969 yılında açan ve 1999 yılında “Travel Value” markasını yaratan Gebr. Heinemann, bugün 19 ülkede 48 uluslararası havalimanında, 179 Travel Value/Duty Free mağazasını işletiyor. Gebr. Heinemann’ın önemli hissedarlarından biri olduğu Unifree, 10 yıldan bu yana ATÜ ile başarılı bir ortaklık sürdürüyor.
* İlk Duty Free mağazalarını 1969 yılında açan ve 1999 yılında “Travel Value” markasını yaratan Gebr. Heinemann, bugün 19 ülkede 48 uluslararası havalimanında, 179 Travel Value/Duty Free mağazasını işletiyor. Gebr. Heinemann’ın önemli hissedarlarından biri olduğu Unifree, 10 yıldan bu yana ATÜ ile başarılı bir ortaklık sürdürüyor.
Şirketiniz 1879 yılında kurulmuş. Gebr. Heinemann’ın tarihini bize kısaca anlatır mısınız?
CLAUS HEINEMANN:
Doğrudur, şirketimiz 131 yaşında. Kuzenim ve ben bu aile şirketinde dördüncü kuşağı temsil ediyoruz. Gebr. Heinemann, o yıllarda işe gemi yapımı ile başladı. Hava yoluyla ulaşımın yaygınlaşması sonrasında gelişen yeni iş alanlarına girmesi ise kuruluşundan 80 yıl sonraya dayanıyor. Dolayısıyla, bugün söz ettiğimiz iş alanları içerisinde son elli yıl içinde yer almaya başladık. Bugün ise işlerimizin yüzde 75’ini bu sektörde yürüttüğümüz işler ve duty free faaliyetlerimiz oluşturuyor. İş portföyümüzün geri kalan yüzde 25’lik bölümünü ise savunma sanayine yönelik hizmetlerimiz, feribot işletmeciliği ve sınır kapılarındaki duty free mağazaları oluşturuyor.
Havacılık sektöründeki faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
C.H.:
Birbirini tamamlayan iki ayaklı bir işten söz ediyoruz. Bu ayaklardan biri, işimizin yarısını oluşturan dağıtımdır. Duty free işi yapan binin üzerindeki müşterimize yani duty free mağazalarına dağıtım hizmeti veriyoruz. İkincisi de 1969 yılından bu yana aktif olduğumuz perakendecilik ayağıdır. Toplam 19 ülkedeki 48 değişik havalimanında mağazalarımız yer alıyor ve perakende olarak duty free işi yapma haklarına sahip bulunuyoruz.
ATÜ ile işbirliğiniz hakkında ne söylemek istersiniz?
C.H.:
TAV-ATÜ ile son 10 yıldan bu yana devam eden başarılı bir ortaklığımız var. Küresel ekonomik krizin üstesinden de başarıyla geldik ve hâlâ bu büyük ortaklıkta ilerleme kaydediyoruz. Bu, Almanya ve Türkiye arasında çok değerli bir işbirliği örneğidir.
ACI’ın İstanbul’da gerçekleşen 2010 etkinliğinde; havalimanlarında giderek artan güvenlik önlemleri, ekonomik kriz, geçen yılki kül bulutu krizi ve hukuki düzenlemeler gibi havacılık faaliyetlerini etkileyen gelişmeler çok tartışıldı. Bütün bunlar duty free işlerini nasıl etkiledi?
C.H.:
Gördüğümüz kadarıyla, iç pazarlar krizden duty free pazarına nazaran çok daha fazla etkilendi. Bugün geldiğimiz noktada, krizi atlatmayı başarmamız ise benim için hoş bir sürpriz oldu. Bunu söyleyebiliyoruz, çünkü 2010 yılında şimdiden 2008 yılı rakamlarının düzeyini yakaladık. Ekonomik krizin vurduğu darbenin, özellikle Türkiye’de fazla sert bir etkisi olmadığını da söylemek gerek.
1999 yılında, Avrupa Birliğinde duty free işlerinin sona ermesiyle birlikte Heinemann, “Travel Value” adı altında, daha ucuz alışverişe yönelik yeni bir marka duyurdu. Yeni koşullara uyum yeteneğin göstergesi olan bu geçişi nasıl değerlendiriyorsunuz?
C.H.:
1999 yılında Avrupa Birliği’nde duty free’nin kaldırılması bizim için çok ciddi değişimi, bir meydan okuma anlamına geliyordu. Ancak stratejik bir kararla yarattığımız Travel Value markası altında, yolcuları, Avrupa’nın her yerindeki havalimanlarında indirimli alışverişin halâ mümkün olduğuna ikna etmeyi başardık. Travel Value konsepti ile Avrupalı yolculara, duty free ayrıcalıklarının kaldırılmasından sonra bile, çok geniş bir yelpazedeki marka ürünleri, düşük fiyatlarla sunmayı hedefledik ve bu hedefe de ulaştık.
Türkiye’nin gelişmesini yakından takip ediyoruz ve çok etkileyici buluyoruz. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yürütülen duty free işi Avrupa’nın ortalama büyüme hızından çok daha ileride bir noktada yer alıyor.
Sahip olduğunuz çok değerli deneyimin ışığında, duty free sektöründe hangi yeni eğilimler dikkatinizi çekiyor?
C.H.:
İlk önceleri işimizin yaklaşık olarak yüzde 80’ini içki ve tütün ürünleri oluşturuyordu. Son on yıla baktığımızda ise; parfüm, çikolata ve aksesuar satışlarında önemli artışlar olduğunu görüyoruz. Parfüm, Türkiye’de işimizin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Bu önemli bir değişimdir. Ayrıca, çikolata da her geçen gün biraz daha popüler hale geliyor.
ATÜ, İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nin geliş bölümünde yeni mağazalar açtı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
C.H.:
Şahane bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum ve bu yeni geliş mağazalarıyla gurur duyuyorum. Türkiye’nin Avrupa Birliği dışında kalması bizim işlerimiz açısından daha iyi sonuçlar doğuruyor. Aksi halde geliş kısmında satış yapma şansımız olamayacaktı. Ve sanırım bu aynı zamanda Türk ekonomisi için de büyük bir avantaj sağlıyor; yolcular paralarını Frankfurt ya da Amsterdam’da değil İstanbul Atatürk Havalimanı’nda harcıyorlar. İşimizin yaklaşık yüzde 40’ını İstanbul Atatürk Havalimanı geliş mağazalarında gerçekleştiriyoruz.
Dünyanın birçok yerinde, 48 uluslararası havalimanında iş yapıyorsunuz. İstanbul Atatürk Havalimanı’nı diğerleriyle karşılaştırırsanız neler söyleyebilirsiniz?
C.H.:
Oslo Havalimanı ve İstanbul Atatürk Havalimanı, her ikisi de Avrupa Birliği’ne dahil olmadıkları için bizim için en önemli havalimanlarıdır. Avrupa Birliği’ndeki havalimanları arasında en önemli havalimanı ise Frankfurt Havalimanı’dır. Türkiye’nin gelişmesini yakından takip ediyoruz ve çok etkileyici buluyoruz. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yürütülen duty free işi Avrupa’nın ortalama büyüme hızından çok daha ileride bir noktada yer alıyor.
|