|
Gel de meraklanma!
|
“Ma No Umi” ya da dilimize çevrilmiş hali ile “Şeytan’ın Denizi”! Tokyo’nun 100 km güneyinden başlayıp Iwo Jima’ya, Filipin Denizi’ne dek uzanan bir alan. Dolayısıyla Tayvan, Hong Kong, Osaka veya Tokyo’ya giderken, hatta Tokyo hariç şehrin ilginç yerlerinde dolaşırken tam da bu bölgenin içindeymişiz!
|
Bir akşamüzeri oturmuş günün son çayını içip, kule kontrolörü arkadaşlarımdan biriyle, önceki sayımızda yer alan Bermuda Şeytan Üçgeni yazısıyla ilgili sohbet ediyorduk. “Peki ya Şeytan Denizi’ni duydun mu?” diye sorunca irkilmekten kendimi alamadım.
“Nasıl yani? Bir şeytan üçgeni daha mı var?” dedim. Cevap beni daha da irkiltti: “Bir değil birçok!”
Gerisini tahmin etmek güç değil; kadim dostlarım Google, Wikipedia ve daha pek çok site yardımıma koştu.
“Ma No Umi” ya da dilimize çevrilmiş hali ile “Şeytan’ın Denizi”!
Haritada işaretlenmiş yerini görünce hayretten ağzım açık kaldı. Tanıdık isimler; hatta gerek uçakla, gerekse de gemi makinistliği günlerimde defalarca gittiğim bir bölge. Siz sevgili meslektaşlarımın bir kısmının da muhtemelen öneminin farkına bile varmadan geçtiği, Tokyo’nun 100 km güneyinden başlayıp Iwo Jima’ya, Filipin Denizi’ne dek uzanan bir alan. Dolayısıyla Tayvan’a, Hong Kong’a, Osaka veya Tokyo’ya giderken, hatta Tokyo hariç diğer kentlerin ilginç yerlerinde dolaşırken tam da bu bölgenin içindeymişiz!
Bu bölgeyle ilgili ne yazık ki elde pek kanıt bulunmuyor. Muazzam sayılarda gemi, denizaltı ve tekne; hatta uçak yitip gittiği halde bunları bağlayacak pek çok neden kolayca bulunmuş.
Bölgede sıklıkla, aniden patlayan tayfunlar, “Pasifik Ateş Çemberi” denen tektonik bir bölge olması dolayısıyla aniden kabarıveren tsunamiler, Somalili deniz korsanlarına taş çıkartacak kadar vahşi ve gaddar Filipinli, Endonezyalı deniz korsanları ve tabii ki kayıpların dehşet verici ölçeklere tırmandığı İkinci Dünya Savaşı’nın Pasifik Sahnesi.
Ama işin aslı böyle değil! Milattan önceki çağlarda bile bugün teknoloji harikası olarak görülen gemiler inşa edebilen ve navigasyon dehası olan Çinliler bile bu bölgenin gizemini çözememiş! Çünkü hala orada bir ejderin yaşadığını, canı çektikçe kuyruğunu sallayıp denizi karıştırdığını, gemileri ve gemicileri yuttuğunu anlatmaya devam ediyorlar.
Özellikle 1942-1945 yılları arasında savaşan taraflara ait, hiçbir bağlantı kurmadan yok olup giden denizaltılar, destroyerler ve uçaklar ,her iki tarafça da “düşman batırmıştır/düşürmüştür” tahmini ile kayıtlara “savaş kaybı” olarak işlenip gitmiş.
Ne var ki işin esrarlı tarafı, Japonya Tokyo Körfezi’nde Missouri kruvazörünün güvertesinde teslim anlaşmasını imzalayıp da kayıpların muhasebesi başlayınca ortaya çıkıyor.
ABD “filanca denizaltımı batırmışsın, tazminatını ver” dediğinde, Japonya “o zaman aralığında o bölgede hiçbir kuvvetimiz yoktu ve denizaltı filan da batırmadı” diyerek askeri raporları ABD’li subayların önüne atıveriyor.
Japon tarafı da, “Siz de bizim falanca gemimizi şu tarihte şu bölgede batırmıştınız” dediğinde, bu kez Amerikalılar “Batırmak mı? Biz o bölgeye gitmedik bile” diyerek aynı cevabı veriyorlar.
Derken eski askerlerin anlattıkları ve sivil halka açılan askeri belgeler gün yüzüne çıkmaya başladıkça kafalar daha da karışıyor.
KAYBOLAN BEŞ KİŞİ
1943 günü Pasifik’teki Wake Adası’ndan devriye uçuşu için kalkan bir PBY Catalina deniz uçağı, üç saat kadar sonra acil durum çağrısı yaparak geri dönüyor. Uçak çok sert bir şekilde ada yakınlarında denize iniş yapıyor. Adadan uçağa giden teknelerdeki yardım ekipleri uçağın kapısını açtıklarında dehşete düşüyorlar. Çünkü altı kişilik mürettebattan geriye, inişini yaptıktan sonra kokpitte ölmüş olan bir teğmen kalır yalnızca. Uçağın gövdesi içeriden dışarıya doğru ateşlenmiş silahların mermileriyle delik deşik olmuştur ve zemin boş kovanlarla doludur. Uçağın içinde; resmi raporlara geçmese de tanıklardan birisinin sonraları anlatacağı üzere “cehennemden gelme bir koku” vardır.
Akla gelen ilk soru, “Burada ne oldu?”, ikinci soru ise “Geri kalan beş kişi nerede?” olur.
Sonuçta bu tuhaf olay da savaş kaybı olarak kapanmış olsa gerek.
ARAŞTIRMA GEMİSİ DE KAYBOLDU!
Ancak bir olay var ki, işte onu basitçe savaş kaybı olarak geçiştirmek hiçbir zaman mümkün olmadı. 1950 yılına gelindiğinde yitip giden balıkçı teknelerinin, ticari şileplerin ve askeri teknelerin sayısı dayanılmaz düzeye gelince Japon hükumeti bölgeyi “tehlikeli sular” ilan etti. Kayıpların azalmadığını görünce de bölgeye Kaio Maru No:5 adlı araştırma teknesini gönderdi.
Ve bilin bakalım ne oldu? Kaio Maru No:5 de kayıplar kervanına katılarak yitip gitti.
Sonrası mı? Soğuk savaşta kaybolan Sovyet ve Amerikan denizaltıları; Kore ve Vietnam savaşları sırasında yiten uçaklar, gemiler ve yüzlerce insan.
Bunları inceledikçe insan doğrusu geriliyor.
Çünkü her birinde 500 ila 2 bin 500 denizcinin görev yaptığı savaş gemileri, 80 ila 150 kişinin görev yaptıkları denizaltılar hesaba vurulunca, orada kaybolan insan sayısının koca bir olimpik stadyumu dolduracak sayılara eriştiğini görmek insanı dehşete düşürüyor.
Dahası da var: Bir önceki sayımızdaki Bermuda Şeytan Üçgeni ve Şeytan Denizi ile birlikte dünya üzerinde daha pek çok gizemli bölge varmış. Hem de bazıları hemen yanı başımızda...
Amerika’ da, Asya’ da, Afrika’ da ve hatta Avrupa’nın tam göbeğinde!
Yoksa bu dünyada varlığımızı biraz da tesadüf eseri mi sürdürüyoruz?
|