Hafta sonu tatilinden ne beklersiniz? Hem sizi yeni bir dünya ile tanıştırsın hem de mutlu etsin, gülümsetsin. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız ilk fırsatta Gaziantep'e uçmanız gerekiyor. Hem Hititlerden günümüze tarihe dokunun, hem de size kendinizi unutturacak lezzetlerle tanışın.
Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmayan Gaziantep Kalesi, Alleben Deresi’nin güney kenarında, yaklaşık 25-30 metre yükseklikteki bir tepe üzerine kurulu.
Zeugma kazılarının henüz kamuoyunun gündemine girmediği 1992 yılında çıkarılan bu mozaikteki kadın figürü (Gaia), gizemli bakışları ile Zeugma’nın bir numaralı simgesi konumunda.
Baklavadan lahmacuna, halkının Kurtuluş Savaşı yıllarında gösterdiği büyük cesaretten Zeugma Antik Kenti' ne kadar, hem damağa hem de dimağa hitap eden pek çok özelliğe sahip bir şehir Gaziantep. Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan sadece 1 saat 10 dakikalık bir AnadoluJet yolculuğuyla ulaşılabiliyor, Gaziantep Oğuzeli Havalimanı'na. Liman ile şehir merkezi arasında 20 kilometrelik kısa bir mesafe bulunuyor. Sonrasında ise gezilip görülecek çok yer, tadılacak çok lezzeti olan bu şehirde sizlere yanlızca keyif almak düşüyor.
* Sahanda cezveye, ehlikeyiften kepçeye pek çok ürün, sabır ve bilek gücünün birleşmesiyle Gaziantep'te şekil buluyor.
UÇUŞ KARTI
ANKARA’DAN GAZİANTEP'E ANADOLUJET İLE UÇTUK
AnadoluJet, THY'nin alt markası olarak 2008 yılında beş uçaktan oluşan filosuyla, Ankara merkezli olarak, 304 seferle uçuşlara başladı. Şu an sekiz uçaktan oluşan filosuyla, 20 şehirde, 370 seferle faaliyetine devam ediyor. Yolcuya sunulan ilave servislerin yalınlaştırılmasıyla elde edilen maliyet avantajını bilet ücretlerine yansıtan AnadoluJet ile Gaziantep'e kişi başı, tek yön 29 TL ödeyerek uçtuk. 6 Kasım tarihindeki uçuşumuz için biletlerimizi internet üzerinden 28 Ekim tarihinde aldık. Hem internet sitesinin 'kullanıcı dostu' olmasından hem de bilet fiyatlarımızdan oldukça memnun kaldık!
ANKARA-GAZİANTEP HATTI: 1 saat 10 dakika
Yolcular: Ulaş Atay (Yazı), Sinan Kesgin (Fotoğraflar)
www.anadolujet.com.tr
FISTIKLI KATMER ÜZERİ ŞEHİR TURU
Gaziantep'in farkı daha kahvaltıda kendini gösteriyor. Biraz peynir ve zeytine çayın eşlik edeceği klasik bir kahvaltı ve yanında Gaziantepliler için pazar kahvaltılarının olmazsa olmazı fırından yeni çıkmış katmerler. Bol fıstıklı -tabii ki Antepli olanı- ve kaymaklı bir çeşit tatlı aslında katmer. Yani güne tatlı bir başlangıç.
Bir şehri iki günde tanımak isteyenlerin ilk yapması gereken, gezginliğe eski kent merkezinden başlamaktır. İlk durak: Etnografya Müzesi. Eski taş bir Antep evinin 1985 yılında düzenlenmesiyle kurulmuş olan müzede Haremlik, Selamlık, Mutfak, Mahzen gibi bölümler ve geleneksel kıyafetler giymiş cansız mankenler var. 20. yüzyılın başında inşa edilmiş bu üç katlı yapı,dönemin yaşam tarzını ziyaretçilere sunuyor. Terastaki muhteşem manzarayı görmeden de müzeden ayrılmayın sakın. Müzeden çıkıp Kayacık Mevkii'ne geldiğinizde, tarihi 'Eyüboğlu Camii' ile karşılaşıyorsunuz. Camideki raylı mihrap görülmeye değer. Eğer, "Osmanlı dönemi camilerini ben her yerde görebilirim" diyenlerdenseniz, o zaman rotanızı hemen Şehir Müzesi'ne çevirin. Zeugma Antik Kenti'nde bulunan mozaiklerin bir kısmının sergilendiği müze kesinlikle görülmeye değer. Yemekler içinse, alternatif çok. Namı Gaziantep sınırlarını çoktan aşmış, 122 yıllık lezzet durağı İmam Çağdaş'ı tercih edebilirsiniz. Alinazik mi yoksa patlıcan kebabı mı; üzerine baklava mı ya da havuç dilimi mi? Keşke hayattaki tüm sorunlar bu kadar tatlı olsa. Menüde aklı kalma riski olanlar için; İmam Çağdaş çalışanları birkaç seçenekten azar azar sunabiliyorlar sizlere.
BU KADAR TARİH FAZLA DİYORSANIZ
Merkezde bulunan ve ahşap işçiliği ile dikkat çeken, 1672 yılında inşa edilmiş Ahmet Çelebi Camii; mermer ve çini süslemeleri yönünden çok zengin, Gaziantep'in en eski camisi olan Boyacı Camii'ni ve ardından da Roma döneminden kalma Antep Kalesi'ni gezmeyi tercih edebilirsiniz. Ama "O kadar tarih bana fazla" diyenlerdenseniz, Bakırcılar Çarşısı'nın kendine has kokuları içinde rengarenk otlar, kurutulmuş patlıcanlar ve biberler arasında daha sakin bir öğleden sonra da geçirebilirsiniz tabii. Gaziartep, sizden hediye bekleyen sevdiklerinizi mutlu etmek için de oldukça ideal bir yer. Cezveden sahana her tür bakır eşyayı burada bulabilirsiniz. Yöresel 'Paşa Mangalı' çok meşhur. Ahşaba ilgisi olanlar için sandıkçı alternatifi de var.
Ee tabii hem tarihi hem popüler yerleri, sınırlı bir zamana sığdırmak zor. Sıra akşam yemeği ziyafetinde; yine yöresel yemeklerden Alaca çorba arkasından küşneme ya da soğan kebabı mı yoksa beyti mi? Yoksa erik tavası... Hangisini seçeceğiniz size kalmış.
Fransız misyonerler ve III. Napolyon’un yardımlarıyla 1860 yılında inşa edilen Kendirli Kilisesi, geniş bir bahçe içerisinde, siyah kesme taştan bir temel üzerine beyaz kesme taştan yapılmış özel bir yapı.
Dünyadaki bütün ırmakların ve nehirlerin, mozaikte şekil bulmuş Oceanos ve Tethys'ten meydana geldiğine inanılırmış. Zeugma kazıları sırasında çıkarılan ve bir havuzun tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte de Oceanos ve Tethys deniz canlılarıyla çevrelenmiş olarak betimlenmiş
Bu köy şu anda Fırat Nehri üzerindeki bir barajın suları altında.
MOZAİK VE BULLALARI İLE ZEUGMA
Gaziantep’te pazar günleri yediden yetmişe herkes bugün şehrin hemen yanı başındaki Dülükbaba ormanlık alanında mangal sefası yapıyor. Sırada Zeugma antik kenti var. Zeugma, Gaziantep şehir merkezine 50, hemen doğusundaki Nizip ilçesine ise 10 kilometre mesafede. Şehirden Nizip'e beş dakikaya bir toplu taşıma aracı var.
GAP kapsamındaki Ilısu Barajı'nın suları altında kalan antik kente ait buluntular bugün Gaziantep, Ankara, İstanbul, Paris ve Berlin'deki müzelerde sergileniyor. Ama Kommagene Krallığı'nın dört büyük kentinden biri olan Zeugma'nın sular altında kalmayan kısımları bile görülmeye değer. Tarihin değişik evrelerinde değişik adlarla anılan şehir, Fırat'ın geçilebilir en sığ yerinde olması nedeniyle hızla büyümüş ve 80 bin kişilik nüfusu ile zamanın en büyük kentlerinden biri olmuş. Şehirde Hitit, Asur, Roma, Bizans ve İslam dönemlerine ait kalıntıların olması, Zeugma'nın tarihi değerine en iyi anlatan noktalardan biri konumunda. Şehrin, üzerine kitaplar yazılan ve yazılacak pek çok özelliği var elbette, ama özellikle bunlardan ikisi Zeugma'yı daha da özel kılıyor. Birincisi, adının geçtiği her yerde zikredilen, mozaik sanatının en başarılı örnekleri; ikincisi ise, 'bulla' adı verilen mühür baskılar. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan bullaların sayısı şu anda 100 bini aşmış durumda. Bu rakam aynı zamanda, dünyada bir müzenin kayıtlarında bulunan en fazla bulla sayısını da gösteriyor. Pişmiş topraktan yapılan bu bullalar, üzerinde taşıdıkları son derece zengin tasvirler ile Zeugma'nın diğer antik kentlerle olan ilişkileri, dönemin ekonomik, sosyal ve dini hayatı üzerine benzersiz bilgiler edinmenizi sağlıyor. Her ne kadar bu bullalar bugün Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde sergilense de bu önemli kazıların yapıldığı topraklarda dolaşıp tarihi solumak, Roma yolları, mezar ve köprü kalıntıları arasında dolaşıp yaşadığımız coğrafyanın, bu en eski kültür miraslarından birinden kendi payımıza düşeni almak da çok büyük bir haz. Binlerce yılı birkaç saate sığdırmak mümkün değil tabii. Zeugma sonrasında ise biraz ağır da kaçsa Gaziantep’in meşhur yuvalaması, içli köftesi ve kuru baklavası ile finali yapabilirsiniz.
Gaziantep’ten ayrılırken içimizi bir burukluk kaplıyor. Rumkale, Kurtuluş Camii, Şirvan Camii, Aziz Bedros Kilisesi'nin duvarlarındaki, camlarındaki işlemelerin hayali, o güzelim Antep yemeklerinin lezzetine karışıyor.
CUMHURİYET TARİHİNDE GAZİANTEP
Dünya'nın hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biri olan Gaziantep'in bilinen en eski adı, Romalılar tarafından verilen 'Antiochia ad Taurum'. Bu, 'Toroslar'ın karşısındaki Antakya' anlamına geliyor. Günümüze ulaşan yazılı kaynaklar, daha sonra kenti işgal eden Araplar'ın kente Ayıntap dediklerini söylüyor. Ayıntap adının kökenine ilişkin çok farklı görüşler var. Bunlardan birine göre Ayıntap, Hitit dilinde 'han toprağı' anlamına gelen 'Hantap'tan geliyor. Bir başka görüş ise, Ayıntap'ın, Farsça 'pınarı bol' anlamına geldiği yönünde. Teorilerden bir diğerine göre de 'ayın', Arapça göz, tap ise pınar anlamına geldiği için, Ayıntap 'pınarın gözü' demek. Ayıntap adının, eskiden o yörede yaşamış bir kral olan Ayni'den geldiği de iddialar arasında. Ayrıca Ayıntap, 'parlayan şehir' anlamına da geliyor. Ancak bu teorilerden hangisinin doğru olduğu -ya da hiçbirinin doğru olmadığı- hâlâ belirsizliğini koruyor.