Hırpalanan kalbinizi
şen tutmaya bakın!
|
|
Yeni yayınlanan bir çalışmada, kalp krizi geçiren insanlarda depresyonun ortaya çıkmasının hastalığın seyrini olumsuz yönde etkilediği ortaya koyuluyor.
Kalp krizi geçiren insanlarda depresyonun ortaya çıkması durumunda hastalığın daha olumsuz bir seyir gösterdiği 2002 yılında gösterilmişti. Türkçeye adını "hüzünlü kalp" diye çevirebileceğimiz çalışmanın yedi yıllık izleme sonuçları ise geçtiğimiz ay yayınlandı.
Yedi yıl sonunda 2002 yılında elde edilen bulgular bir kez daha doğrulanmış oldu. Ancak bununla birlikte, öncekinden farklı olarak sevindirici bir bulgu da elde edildi. Özellikle depresyona girdikleri erkenden anlaşılıp, SSRI denilen ilaçlarla tedavi edilenlerin bu olumsuz sonuçlardan korunacakları anlaşıldı.
Söz konusu çalışmanın sonuçları, hem hekimler hem de hastalar açısından önemli uyarıcı ve öğretici bilgiler de sağladı. Özellikle hekimler açısından değerlendirmek ve kardiyolog olarak özeleştiri yapmak, bu bilgiler doğrultusunda önemli hale geldi! Ölümcül bir hastalık olan kalp krizini tedavi edip hastayı yaşama kazandırdıktan sonra ruhsal durumuyla pek ilgilenmiyorduk. Oysa öğrendik ki, hastanın ruh sağlığı da kalp sağlığının bir parçasıdır ve mutlaka iyi tutulması gerekmektedir. Yani, psikiyatrist arkadaşlarımızı da tedaviye dahil etmek durumundayız.
İkinci uyarıyı ise hastalar için yapmak mümkün. Kalp krizini kabullenen hasta depresyonu nedense kabul etmek istemez, ya da bu ruhsal durumu kendi iradesiyle atlatabileceğine inanır. Bu çalışma, bize depresyonun hafife alınamayacağını ve eğer yaşamın geri kalanının sorunsuz geçirilmesi isteniyorsa, aynı kolesterol yüksekliği ya da şeker hastalığı gibi iyi tedavi edilmesi gerektiğini gösterdi. Bu nedenle, tedavisi için psikiyatrist hekim ilaç başlamayı uygun görmüş ise hastanın da buna uyum sağlaması son derece önemli hale geliyor.
Kalp krizi ile "hırpalanmış" olan kalp için "hüzünlü" olmak bir kader değil! Artık uygun tedaviler ile sağlığına kavuşacağını biliyoruz.
|
KOLESTROL VE KALP SAĞLIĞI
Kan dolaşımında ve hücre yapısında bulunan kolesterol, hücrenin dayanıklılığından sorumlu, yaşamsal açıdan önemli, yağ benzeri bir maddedir. Vücut kolesterole ihtiyaç duyar. Ancak kolesterol düzeyinin yüksek olması, kalp krizi ve inme için çok önemli bir risk faktörünü oluşturur. Kolesterol, temel olarak çoğu donmuş yağlar olmak üzere, diyetimizdeki yağlardan kaynağını alan ve vücudumuzda karaciğer tarafından üretilen bir çeşit yağdır. Kolesterol bazı yiyeceklerde bulunur, fakat kandaki kolesterolün yüzde 75’i vücudumuzda yapılan kolesterolden sağlanır.
Kanımızda iki çeşit kolesterol vardır;
• LDL Kolesterol:
Halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinir. Damar duvarlarında kolesterolün birikmesine neden olur.
• HDL Kolesterol:
“İyi kolesterol” olarak tanınan HDL kolesterol, bir işçi gibi çalışarak damar duvarında biriken kötü kolesterolü temizler. Bu nedenle kandaki düzeyinin 35 mg/dl’nin üstünde olması istenir. Kandaki kolesterolün yüzde 70’ini LDL kolesterol, yüzde 30’unu HDL kolesterol oluşturmaktadır. Kalp damar hastalıklarından korunmada ve tedavide amaç, iyi kolesterol düzeyini yükseltmek, kötü kolesterol düzeyini ise düşürmektir. Erkeklerde, sigara içenlerde, hareketsiz kişilerde, HDL kolesterol düzeyinin düşük olduğu bilinmektedir.
|
|