mart - nisan 2010
Gezi Notları
Sayı : 15
English
French
Georgian

http://www.tavnewsport.com
İçindekiler
Anasayfa
CEO'dan
Gündem »
Gezi Notları »
Kapak Konusu
Risk&Kontrol
İş Rotası
Havacılık Trendleri
Yönetim
TAV Dünyası »
Sağlık
Cin Fikirler
Yaşam Döngüsü
Sosyal Bilgiler »
Güçlü Halka
Hayat Rotası
Ellerin Mücizesi
Ajanda »
Aktif Hayat »
Platform
Summary
Port Anket


Cennet’e… Pardon Maldivler’e


nasıl gidilir?


Gökyüzünün mavisi dışında, uçsuz bucaksız bir buz mavisi varsa gözlerinizin yansımasında; kulağınızı okşayan tınılar yabancı ama bir o kadar da tanıdıksa; suya adım attığınızda, denizin altı da üstü kadar olağanüstüyse ve her yerde sizi deniz karşıladığı için uzun yürüyüşlere çıkamıyorsanız, bilin ki Maldivler’desiniz.

KÜNYE
Yüzölçümü : 298 kilometrekare
Nüfusu : Yaklaşık 340 bin
Resmi diller : Maldiv Dhivehi, İngilizce.
Para birimi : Rufiyaa (Ada resortlarında ABD doları ile ödeme yapmak mümkün, ama başkent Malé’de yalnız Rufiyaa kullanabilirsiniz.)
Saat farkı : 3 saat +
Vize : Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vize almasına gerek yok. Ancak 30 günden fazla kalınacaksa vize gerekiyor.
Önemli telefonlar: Yeni Delhi Büyükelçiliği - 00 91 11 2688 9053 (Maldivler, Yeni Delhi Büyükelçiliği’nin görev alanı kapsamında.) Malé Havalimanı (Malé International Airport Hulhulé) - 00 960 333 88 00
Ambulans : 102 / Polis: 119 / İtfaiye: 999

Dünyanın başka bir bölgesinde olsa, bırakın bilmeyi, adını duymamış olacağımız kadar küçük bir ülke Maldiv Adaları (Maldivler). Yaklaşık bin 200 adadan oluşan ülkenin toplam yüzölçümü 300 kilometrekare bile yok. Buna karşın, 644 kilometrelik sahil şeridine sahip olması, ülkenin neden yeryüzündeki cennet olarak tanımlandığını anlatmam için yeterli sanırım. Dolayısıyla yerli halk da, bu eşi bulunmaz coğrafyada yapılabilecek en keyifli işler olan turizm ya da balıkçılıkla ilgileniyor. Yerel halk bu adalardan yalnızca 90’ında oturuyor. Adalardan 110’u da resort olarak ülke turizmine hizmet ediyor. Geri kalanlar ise ıssız.
Kasımdan Mart’a kadar olan dönemde Kuzeydoğu Muson ikliminin hakim olduğu adalarda, bu aylarda hava sıcaklığı 25 ila 30 derecelerde seyrediyor, yağışlar azalıyor. Haziran-Ağustos arası ise, sıcaklık değerlerinde pek bir değişme olmasa da, yağış miktarı Güneybatı Muson ikliminin etkisiyle artıyor. Yani ülke, 365 gün denize girmeye ve su sporlarına uygun.
Hazır, su sporları demişken, Maldivlerin dalış tutkunları için bulunmaz bir doğaya sahip olduğunu da hatırlatalım. Profesyonel dalgıçlar zaten bilir, ama daha önce hiç dalmamış ziyaretçilerin en azından bir kere olsun bu deneyimi yaşaması şart. Maldivler’de suyun altına en az üstü kadar güzel.
Turizmin bu kadar önemli olduğu Maldivler’in en ilginç özelliklerinden biri, ülkeye içki ve domuz eti sokmanın kesinlikle yasak olması. Bu nedenle, havalimanından girişte sıkı kontroller yapılıyor. Tabii bu yasağa rağmen, resortlarda böyle bir uygulama söz konusu değil.

ADALAR NASIL OLUŞTU?
Ülke, kuzey kısmındaki Lakshadweep Adası’ndan, güneydeki Chagos Adası’na kadar oldukça özgün bir yapıya sahip. Her atol, bir mercan adası ile çevrili. Bunlar, ‘faru’ adı verilen bir dizi dairesel kireçle kaplanmış kayalıktan oluşuyor. Adalar, yaklaşık 6 metre derinliğinde, koyu humus karışımı ile bir yıllık bir süreçte biriken hayvan ve bitki kalıntılarından oluşan organik bir tabaka ile kaplı. Evrim Teorisi’nin babası Charles Darwin, Pasifik ve Atlantik’teki benzer atollerde yaptığı araştırmalardan sonra, 1842 yılında, atollerin volkanik toprakların deniz seviyesinin üstüne çıkması ile ortaya çıktığı ve mercan kayalarının da bu volkanik toprak parçalarının kenarlarında oluştuğu tezini öne sürmüş. Adacıklar, akıntıların ve gelgitlerin organik atıkları, bitki ve ağaçlar tarafından koloni haline getirilmiş kum marinalarına süpürmesi sonucunda şekillenmiş. Darwin, Maldivler’deki araştırmalarını sürdürürken, bu adaların diğer mercan atollerinden farklı birtakım özelliklere sahip olduğunu gözlemlemesine rağmen, mercan adalarının oluşumu ile ilgili ileri sürmüş olduğu teorinin Maldivler için de geçerli olduğunu iddia etti ve bu tez birçok bilim adamı tarafından kabul gördü. Daha sonra, ünlü Avusturyalı araştırmacı ve dalgıç Hans Hass, mercan adacık platolarının deniz seviyesinin üzerine çıkana kadar yüzyıllar boyunca Hint Okyanusu’nda yer alan sualtı dağ zincirinde oluştuğunu ve zamanla su seviyesinin üzerine çıktığını ileri sürdü. Bütün bu savlara ve araştırmalara rağmen, küçük bir kara parçasının suyun gerdirme kuvveti ile nasıl parçacıklara ayrıldığı sorusu Maldivler’in esrarı olarak kaldı

GİDECEĞİNİZ ADA YOK OLABİLİR, SAKIN ŞAŞIRMAYIN!
Maldivlerin bir başka gizemi de, ülkenin kaç adadan oluştuğu. Çünkü Britanyalı amirallerin oluşturduğu deniz haritasına göre bin 100 olan ada sayısı, mevcut hükümete göre bin 196 iken, eğer kum setleri ve mercan çıkıntıları da bu sayıya ilave edilirse, toplamda 2 bin civarında adadan söz etmek mümkün. Hatta adalar zaman zaman doğal olaylar ve erozyonlar sonuncunda yok oluyor, sonra tekrardan oluşuyorlar. Bazıları birbirleri ile birleşirken, bazıları ise birbirlerinden ayrılarak sayının sabit kalmasını engelliyor.
Tüm bu esrarengiz hava Maldivler’i, turistler ve gezginler açısından daha da cazip bir hale getiriyor. Öyle ki bazen, gideceğiniz adanın bir adı, birçok haritada belirli bir yeri, hatta deniz kenarında insanoğluna ait bir tek ayak izi dahi olmayabiliyor. Birçok adacıkta, çok eski çağlardan kalma yerleşik hayatı gösteren belirtiler bulunmakla birlikte, bazı ıssız adalar, sadece yakacak ihtiyacını gidermek, hindistan cevizi elde etmek ve topraklarını işlemek için kullanılıyor. Başkent Male yakınlarındaki Kuda Bandos gibi birçok ada ise tatilciler için sadece hafta sonu ve tatilleri geçirmek amaçlı kullanılıyor.

Maldivler hakkında

• Maldivlere direkt uçuş olmadığından, ulaşım ya Emirates Havayolları ile Dubai aktarmalı ya da Katar Havayolları ile Doha aktarmalı olarak sağlanıyor. Aktarmalar arasında uzun beklemeler olmadığı takdirde yaklaşık 7-8 saat süren bir uçuş sonrasında Malé Havalimanı’na inmek mümkün.

• Malé Havalimanı’na indiğinizde, Maldivler Turizm Ofisi'ne uğramanızda fayda var. Tatiliniz boyunca ihtiyacınız olabilecek her türlü bilgi ve broşüre buradan ulaşabilirsiniz.

• Maldivler, küresel ısınmadan en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. Tükenen temiz su kaynakları ve beyazlayan mercan resifleri bir yana, deniz seviyesinde gerçekleşecek yükselmenin, en yüksek noktası 2,4 metre olan adalar grubunu bundan 100 yıl sonra sular altında bırakacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle Avustralya hükümeti, 2005 yılından itibaren Maldiv Adaları vatandaşlarına sığınma hakkı tanıyor.

• Maldiv Cumhuriyeti’nin bayrağının ana rengi olan kırmızı, ulusun kahramanlarını simgeliyor. Kırmızı bölümün içinde bulunan yeşil dikdörtgen, ülkede bulunan sayısız hindistan cevizi ağacını ve adayı, beyaz hilal ise İslam inancını temsil ediyor.

• 1978 yılında Maldiv Cumhuriyeti’nin başına geçip 30 yıl boyunca iktidarda kalan Devlet Başkanı Me’mun Abdulkayyum, 2008 yılında koltuğunu genç muhalifi Muhammed Naşid’e bıraktı. Abdulkayyum tarafından 27 kez hapis cezasına çarptırılan Muhammed Naşid seçimlerin ilk turu sonuçlandığında henüz hapisteydi. Batılı devletler ve özellikle iktidarının son yıllarında artan şiddetiyle Maldiv halkı tarafından diktatörlük suçlamalarına rağmen, art arda altı dönem boyunca koltuğunu koruyan Abdulkayyum’dan koltuğu devralan Naşid, başkanlık yemininden önce yaptığı konuşmada, ‘Dünyada ömrü 30 yıl olan hiçbir diktatörlük yoktur ki böylesine barışçı bir şekilde el değiştirmiş olsun. Maldiv Adaları halkını tebrik ediyorum’ ifadelerini kullandı.

EĞLENMEK İSTEDİKTEN SONRA MALDİVLER’DE BAHANE ÇOK

Her festival hazırlığında, anne, baba ve çocuk kavramı yeniden anlam kazanır Maldivlerde. Yiyeceklerin, dekorasyonun ve eğlence programının hazırlanması için aile içerisinde iş bölümü yapılır. Birçok kutlamada geleneksel ve modern eğlencenin türleri başarılı bir şekilde bir arada kullanılır. Ahşap enstrümanlar eşliğinde yapılan halk oyunları daha sonra yerini modern caza veya pop müziğe bırakabilir.
Ay takvimini takip eden önemli dini bayramların yanı sıra geleneksel kutlamalar da şenlikli ortamlar oluşmasına olanak sağlar. Hemen hemen her tatilde, yeşil ve kırmızı bayraklar sokaklara taşar ve ana caddeler üzerindeki evlerde sergilenir. Festival gösterileri genellikle iki aşamadan oluşur: İlk olarak gruplar yürüyüş yapar, ardından da şık giyimli çocuklar kalabalık izleyici kitlesi önünde gösteri yapar.
Evlilik yıldönümü kutlaması ya da sünnet düğünleri esnasında trampetçiler, dansçılar ve şarkıcılar yerli müzik eşliğinde ritimle yürür. Aslında Maldivliler için birçok kutlama, eğlenmek için birer bahanedir. Eğlence esnasında sunulan, Gula (tuna balığı ve hindistan cevizi ile karıştırılmış kuru balık topları), Kuli Boakiba (baharatlı balık pastası), Foni Boakiba (hindistan cevizi, süt ve sütlaç karışımı) ve Kiru Sarbat (tatlı süt içeceği) gibi adaya özgü yiyecek ve içecekler, yerli halkın ilgisini fazlasıyla çekecek kadar lezzetlidir.

MÖNÜLERİN SINIR KAPISI OLMAZ
Maldivler’deki her adayı bir resort olarak düşünmek yanlış olmaz. Doğruyu söylemek gerekirse, ufak tefek farklılıklar dışında, ‘Hay Allah, keşke orayı da görseydik’ dedirtecek bir durum yok. Üstelik arzu ettiğiniz zaman günü birlik gezilere çıkmanız da mümkün. Bir gün yerli halkın yaşadığı adalardan birini ziyaret edebilirsiniz. Heyecanla karşılanacağınıza emin olun. Ya da belki gece olduğunda balığa çıkmak istersiniz, ay ışığı altında tuttuğunuz balıkları, kıyıya döndüğünüzde kumların üstünde yakacağınız ateşte pişirip keyifle yiyebilirsiniz.
Maldivler konum olarak Hint Yarımadası’nın hemen güneyinde olduğundan, bölgeye ilk ayak basanlar da yine Hint kökenliler. Bu sebeple Maldiv mutfağında Hint etkileri çok kolay hissediliyor. Masalardan buram buram yükselen köri kokularından da anlaşılacağı üzere yemekler oldukça baharatlı. Pek çok yemeğin yanında ‘basmati pilavı’ servis ediliyor. Komşu kültürden taşınan bu tadlara, zaman içinde adalara özgü kaynakların da eklenmesiyle tüm lezzetler birbirine karışıp dönüşmüş olacak ki, yeni bir mutfak çıkmış ortaya. Bölgede bolca bulunan balık ve rengarenk tropik sebzeler ve meyveler de girmiş işin içine. Mesela bazı yemeklerin yanında servis edilen hindistan cevizli köri sosu mutlaka denenmeli.
Ay ışığıyla aydınlanmış bir masa, taze zencefil, kimyon, karanfil sosu eşliğinde servis edilen bir ıstakoz tabağı, yanında şarap… İşte hayat böyle bir şey bu sularda…

Maldivlerde müzik ve dans
MELEZ COĞRAFYANIN MELEZ TINILARI
Maldiv halk müziğinde, deniz kültürünün etkisi kadar, Doğu Afrika, Güney Hindistan, Arap Dünyası, Malezya ve Endonezya gibi Hint Okyanusu’na kıyısı olan bölgelerin de derin etkisi görülür. Çevresel ve sosyal etkiler tüm bu ülkelerle birlikte Maldivliler’in umutlarını ve arzularını da müziklerine yansıtmalarına olanak tanır. Bugün duyduğumuz Maldiv müziği ve ona bağlı olarak halk dansı, eski Maldivliler’in oluşturduğu geleneksel çizginin birer yansıması adeta.

Boduberu: Güney Afrika’da çalınan ve söylenen şarkılarla benzerlik gösteren Boduberu’nun, Hint Okyanusu bölgesindeki denizciler sayesinde Maldivler’e geldiği söyleniyor. Müziğin çalınması, halk tarafından adanın sallanması olarak anılır. Günümüzde sahne şovlarının, kutlamaların ve festivallerin önemli bir aracı olan Boduberu’yu söyleyecek kişinin kıyafeti genellikle bir Malaya peştamalı ve beyaz şorttur.

Thaara: Thaara, Maldiv halkına, 17. yüzyılda adalara gelen Araplar tarafından tanıtılmış. İlk zamanlar Arapça olan Thaara, bugün Dhivehi dilinden kelimelerle Tombourine (zilli tef) ile ritmik bir şekilde söyleniyor. Thaara söyleyenler, beyaz peştamal, beyaz gömlek ve beyaz bir atkı giyiyor.

Gaa Odi Lava: 1600’lü yıllarda Sultan I.Momamed Imadudeen, dalgakıran yapımında kullanılacak olan mercan kayalarının taşınması işlemini birkaç tekneye paylaştırmış. İş bitiminde, işçiler mutluluklarını ve minnettarlıklarını sunmak için sultanı dans ve şarkılar eşliğinde ziyaret etmiş. Gaa (taşlar) Odi (tekne) de böyle ortaya çıkmış.

Dhandi Jenun: Adalardaki atollerle ilgili olan bu dansın sergileniş şekli atolden atole farklılık gösterir. Dansa katılan yaklaşık 30 civarındaki dansçının hepsi erkektir. Ortalama bir saat kadar süren dans esnasında her dansçı elinde ‘dhandi’ adı verilen ahşap bir çubuk tutar. Dans esnasında her dansçı karşısındaki dansçının ahşap sopasına vurarak dans etmeye ve şarkı söylemeye devam eder. Birbirine vurulan sopalar bir süre sonra müziğin ritmine ayak uydurmaya başlar.

Bolimalaafath Neshun: Sultana, Eid Festivali gibi özel günlerde hediye sunan kadınların eski geleneklerini canlandırdığı bu dansta, yaklaşık 24 dansçı vardır. Şarkılar genelde dans edenlerin o anki hisleri ile ya da ulusal konularla ilgilidir.

Fathigandu Jenun: Fathigandu Jenun, bir grup erkeğin veya oturur pozisyondaki tek bir erkeğin müziğin ritmiyle dans etmesi temeline dayanır. Dansçı ya da dansçılar, altı metre uzunluğunda iki bambu sopasını birbirine vururken, aynı zamanda müzik eşliğinde şarkı söyleyip vücutlarını kıvırırlar. Dans esnasında, dansın ritmine yön veren bir de trampetçi vardır. Fathigandu Jenun’da şarkılar genellikle bir kahramanlık hikâyesi anlatır.

  ETIKETLER:
maldivler    cennet    tatil    deniz    gunes    adalar    muzik    dans   
yemek    melez    tahaara    dhandi    gaa-odi-lava