Ocak - Mart 2011
Ellerin Mucizesi
Sayı : 19
English
French
Georgian

http://www.tavnewsport.com
İçindekiler
Anasayfa
CEO'dan
Gezi Notları
Kapak Konusu
Risk&Kontrol
İş Rotası
Havacılık Trendleri
Yönetim
TAV Dünyası »
Profesyonel
Durum Raporu
Ellerin Mucizesi
Seyahat Çantası
Sürdürülebilir Kalkınma
İçimizden Biri
Teknoloji
Ajanda »
Aktif Hayat »
Summary


Master Sahpur Bahramisad
  MİNYATÜRÜN ÜSTATLARI

1980’li yılların başından bu yana Türkiye’deki sanat ortamında yer alan ve 1989 yılından bu yana İstanbul’da yaşayan, dünyaca tanınmış minyatür sanatçısı Üstat Sahpur Bahramişad (Atabey), yetiştirdiği tek öğrencisi ve eşi Üstat Mahbube Tabeganun ile birlikte, geleneksel Türk sanatlarının yanı sıra, çağdaş minyatür sanatının da dünya kültür ve sanat platformunda gerçek değerine sahip olması için göz nuru döküyor.

Doğal kök boyalarla can bulan, boyutları küçüldükçe değeri artan, usta minyatür sanatçılarının uğruna gözlerinden olduğu, eşsiz ve çok ince bir sanattır, minyatür. Yüzyılın en büyük minyatür ustası, bir derviş kadar alçak gönüllü ve saygın Üstat Bahramishad, kendi gözlerini kaybetmek pahasına, gören gözler için çizer. Saray felsefesinin aksine, “siyahkalem”dir fırçası. Ona göre “siyahkalem”, minyatürün gelmiş geçmiş en büyük ustasıdır. Üstat Bahramishad’ın Osmanlı laleleri, renk cümbüşünde dile gelir, şiirler söylerler.

Bu sanatla varoluşunu bütünleştiren Üstat Bahramishad, ceviz kabuğu, nar kabuğu, lacivert ve beyaz taş, safran, altın, gümüş ve bal gibi doğal malzemelerden yapılmış kökboyaları ile yarattığı eserlerine, değerli taş ve madenleri de harmanlayarak dördüncü bir boyut kazandırmıştır. Boyayla resmi kabartıp, üç boyutlu hale getirerek, ilk defa gerçek pırlantayı bu sanatta kullanan sanatçı, kökboyalarını kendisi hazırlar. 24 ayar altını ve gümüşü işleyerek kağıt üzerinde kullanılacak boya haline getirir.

Yakın geçmişte Türkiye sevgisini vatandaş olarak da perçinleyen Sahpur Bahramisad (Atabey), 40 yılı aşkın sanat yaşamı boyunca, anavatanı İran ve Türkiye ile yetinmeyerek, dünyanın şanlı saraylarından en tenha mahcur odalarına kadar, pek çok yerde hayata geçirdiği çizimlerle ruhunun derinliklerini yansıtır.

Üstat Bahramishad, 1951 yılında, sanatçı bir ailenin beşinci oğlu olarak doğar. İlkokul yıllarında yetenekleri fark edilmeye başlar. Suluboya resim yapan ortanca ağabeyi Husang’in çizimlerinden esinlenerek, kalemi eline almaya başlar. Üstat Bahramisad o günleri şöyle anlatıyor; “Henüz sekiz-on yaş civarlarındaydım. Ağabeyim Husang ile otobüse binmiştik. Çok şık giyinmiş yaşlıca bir beyefendi, elindeki Üstat Behzat’ın ün salmış çizimlerinden Hicran’ın posterine dalıp gitmişti. Üstat Behzat, bizim zamanımızın en tanınmış usta kalemlerindendi. Sanatsever iş adamlarından Eyup Rebeno’nun desteği ile Fransa’ya gitmişti. İran minyatürüne perspektifi ilk getiren de odur. Ağabeyim, bana posteri işaret edip ‘Bu nedir biliyor musun?’ diye sordu. ‘Üstat Behzat’ın değil mi?’ diye cevap verdim. ‘Bu çizimi birebir çıkarabilen üstatlık seviyesini çoktan geçmiştir’ dedi. İşte orada bir gün bu çizimin aynısını yapacağıma, hatta (çocukluktan aldığım cesaretle) ondan daha güzelini yapacağıma ant içtim. Şimdi o Hicran denemelerimi her yenilediğimde ve orijinaliyle kıyasladığımda, azmin somut anlamını parmaklarımın ucunda hissediyorum.”

Üstat Bahramisad ya da nam-ı diğer Sahpur Atabey, ilköğretimini bitirdikten sonra, üniversite öncesi öğretimi için Üstat Behzat gibi ün salmış hocaların akademik bilgilerini sunduğu Tahran Doğu Sanatları Enstitüsü’ne gider. Öğreniminin son yıllarında çok sevdiği babasını kaybeden sanatçı, hayatın seyri içinde çizimlerini profesyonel amaçlarla Tahran Antik Pazarı’nda sergilemeye başlar. Daha o yıllardan kök boyalarla çalışmaya özen gösteren sanatçı, o dönemdeki eserlerine imza atmamasına rağmen, motif ve çizim anlayışı açısından Antik Pazar tarafından tanınır ve aranan kalemler arasında yer alır. Akademik eğitimini de devam ettiren sanatçı, 1970 yılında, yedi yıl süren Tahran Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi Mimarlık Yüksek Lisans programını kazanır. Tahran Doğu Sanatları Enstitüsü’nde öğrendiklerini, yüksek akademik bilgilerle pekiştiren sanatçı, çizimlerinde bina mimarisi üzerine yoğunlaşır. Bu, o zamana kadar hiç bir minyatür sanatçısının üzerinde durmadığı bir yaklaşımdır. 1975 yılında evlendiği eşi Mahbube Tabeghanoon ile de üniversite yıllarının başında tanışır.

Altmışlı yılların sonu ile birlikte sanatçı, Şahbanu Farah’ın burslu sanatçılar derneğinde olan ortanca ağabeyi sayesinde, iş adamı, koleksiyoner ve arkeolog Eyup Rebeno ile tanışır. Eyup Rebeno’nun “Oğlum” diye hitap ettiği Sahpur Bahramisad, o yıllarda 16 yy -17 yy.’a ait orjinal minyatür, hat, tezhip, tesiir ve başka uluslararası oryantal çalışmaları etüt etme, eksperlik çalışmalarını yürütme, aynı zamanda yurt dışındaki galerilerin siparişlerini hazırlama fırsatı bulur. Birçok sanatçı ve bilim adamının aksine devrimden sonra ülkesinde kalmayı tercih eder ve Sohada (Şehitler) Müzesi Doğu Sanatları Departmanı’nda çeşitli görevler yürüttükten sonra başkan seçilir.

Seksenli yılların başında Türkiye ile tanışan sanatçı, yirmi yıl sonra vatandaşı olacağı ülkede koleksiyoncu ve sanatsever dostlar edinir. 1983 yılından itibaren eserlerine Osmanlı minyatür sanatını harmanlamaya başlar. 1989 yılında ise yaşamak üzere İstanbul’a taşınır. Hat, tezhip ve ebru sanatına da vakıf olan Üstat, Osmanlı padişahlarını (36 adet) tuğraları ile birlikte çalışarak, portrelerini hazırlamıştır. Son olarak Kaftanlar serisine başlayan sanatçı, halen Bakırköy’de yaşamaktadır. Üstat Bahramishad, sadece kağıt üzerine değil, işlenmemiş eski 450 yıllık kağıtların üzerine de çalışır. Resim ruhunu, minyatür adına yakışır bir şekilde doğada bulunan her tür yaprak, taş, denizkabuğu, tahta gibi objelere de aktarır. Bu güne kadar yaptığı en küçük minyatürü, ancak iyi bir büyüteçle görülebilecek şekilde, bir pirinç tanesi üzerine çizmiştir.

Üstat Bahramisad, İran minyatürünün en ünlü mektepleri arasında kabul edilen Hakameneşi, Harat, Zendiye ve Safevi’nin yanı sıra, Osmanlı, Timur, Moğol, Çin ve diğer bütün mektepler üzerinde eksperlik seviyesine erişmiştir. Sanatçıya özgü, gerçek görünümlü mücevherlerle süslenmiş kabarık işlemeler, Osmanlı Padişahları ve Saray Kadınları çizimlerinde sıkça görülmektedir.


ÜSTAT BAHRAMISHAD’IN AĞZINDAN
“Sanat denizinde bir damla olabilmek uğruna, İran minyatür sanatının eşsizliğine kapıldım. Doğayı çok seviyorum. Minyatürün, ‘küçük doğa’ anlamına gelmesinden hareketle, doğayı yaşıyor, beynimde canlandırarak kâğıda yeni bir bakışla aktarıyorum. Kocaman bir aynaya bakan küçücük bir doğa… Nasıl Büyük Hafız’ın aynası, incir kadar şirin, nar kadar ekşi olabiliyorsa gerektiğinde, minyatürde insana ait her şey vardır. Aslolan insandır…
Benim gözümde, minyatürün gelmiş geçmiş en büyük ustaları Kiyasettin Muhammed Siyahkalem(12 yy), Harat Akımı’nın öncüsü Kamaladdin Behzat ve Safavi Akımı’nın öncüsü Reza Abbasi’dir.”
  ETIKETLER:
minyatur    istanbul    bahramishad