Hazırlayan: ALTUĞ KORALTAN
Her yerde karşılaşabileceğiniz sıradan bir hikaye
Mesai saatinin bitmesine 15 dakika vardı. Şirket içinde pek alışılmamış bir telaş hakimdi. Biraz sıkıntılı bir hava esiyordu. Ödemelerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ayşen Hanım, o sırada bir toplantıda bulunan Teftiş Kurulu Başkanı Musa Kurt’u arıyordu. Asistanına acil bir durum olduğunu söyleyerek, kendisini aramasını rica etti. Musa Kurt kendisine iletilen notu alır almaz Ayşen Hanım’ı aradı.
- Ayşen Hanım merhaba beni aramışınız, hayırdır?
- Pek hayır değil Musa Bey, ödemeler şefimiz Ömür, müşterilerin hesaplarından para çekerek şahsi çıkarları için kullanmış. Lütfen acilen kasa dairesine gelir misiniz? Kendisi şu an orada.
- Hay Allah! Derhal geliyorum Ayşen Hanım.
Musa Kurt, kasa dairesine gitmek üzere toplantıdan çıkar. “Ne yaptın Ömür yahu” diye söylenir kendi kendine. Kasa dairesine indiğinde Ömür başı öne eğik şekilde bir iskemlede oturmaktadır. Odaya girdiğinde Ayşen Hanım’a hafif bir ses tonuyla “merhaba” der ve Ömür’ün karşısındaki sandalyeye oturur.
- Nedir durum Ömür? Buraya neden geldiğim hakkında bir fikrin var mı?
- Var Musa Bey.
- Bana söylemek istediğin bir şey var mı?
- Musa Bey ben şirketin müşterilerine ait hesaplardan para çektim. Başlangıçta yerine koymak üzere alıyordum. Sonraları özel ihtiyaçlarımı ve artan kredi kartı borçlarımı kapatmak üzere daha fazla almaya başladım. Sonunda bugün işler iyice karmaşık ve içinden çıkılmaz hale geldi. Ayşen Hanım da olayı farketmiş. Daha fazla kaçacak yerim kalmadı.
- Peki Ömür. Bu söylediklerini lütfen kağıda yazıp altını imzalar mısın? Üzüldüm. Kaç senedir bizde çalışıyordun?
- 22 senedir Musa Bey. Beş ay sonra emekli olacaktım.
- Yazık etmişsin be Ömür. Değer miydi?
- Çok üzgünüm Musa Bey.
Ömür herkesin çok sevdiği, sempatik, yıllarını o şirkete vermiş dürüst olarak bilinen bir çalışandı. Musa Kurt derhal müfettişlerine talimat verdi ve olayın boyutlarının araştırılmasını istedi. Müfettişler tüm hesap hareketlerini incelediler. Ödemeler şefinin çekmecelerini, bilgisayar kayıtlarını ve kasa dairesini didik didik ettiler.
Bu olaydan bir sene öncesinde kasa sayımına refakat eden müfettişlerden bir tanesi, kasa sayımlarının doğru dürüst yapılmadığını, sayım yaparken banknot destelerinin açılmadan sayıldığını gözlemlemiş ve raporuna yazmıştı. Ancak Genel Müdür Yardımcısı Ayşen Hanım, bu gözlemi reddetmiş ve böyle bir şey olamayacağını savunmuştu. Yine buna benzer bir şekilde bir teftiş raporunda, kasa şefinin ödeme yetkilerinin gereğinden fazla olduğu, bu kişinin hem ödeme yapmasının hem de muhasebe kaydı yapmasının yanlış olduğu ifade edilmiş, ancak işler yavaşlar gerekçesiyle tavsiye reddedilmişti.
Şirket prosedürlerine göre, işlemlere ait muhasebe dökümlerinin müşterilere postalanması gerekiyordu. Bu postalama işleminin de posta görevlisi aracılığı ile yapılması öngörülüyordu. Ancak kasa şefi, “Dokümanları müşteriler benden elden almak istiyor” diyerek, posta görevlisini ikna etmiş ve hiçbirini yollamayarak saklamıştı.
İncelemeler sonrasında, kasa şefinin müşteri paralarını kullanma eylemini yıllardır yaptığı tespit edildi. Kasa şefi toplamda 14 farklı yöntem kullanarak, oldukça yüklü bir meblağı zimmetine geçirmişti. Bu 14 yöntemin tamamına ilişkin riskleri, müfettişler farklı zaman ve raporlarda dile getirmiş, ancak sorumlu birim yöneticilerince tavsiyelere yeterince önem verilmemişti.
O gece ve ondan sonraki üç ay boyunca, yaklaşık dört müfettiş ve şirketin üst kademe yöneticileri olayı incelemek için oldukça uzun bir zaman harcadılar. Moraller oldukça bozulmuştu. Herkes biribirini suçluyordu.
Ömür, başlangıçta müşteri paralarını küçük meblağlar alarak kullanmıştı. Niyeti kısa süreli ihtiyaçlarını görmek ve parayı tekrar yerine koymaktı. Ama daha sonra bu kolay yol tatlı geldi. Yeterli kontrollerin olmadığını gördükten sonra daha çok para kullanmaya ve iade etmek yerine sevdiklerine hediyeler almaya, eğlence yerlerine giderek harcamaya başladı. Her para alışında hesaplardaki açık daha da büyüyordu. Müşteri hesapları arasında aktarma yaparak bu boşlukları dolduruyordu ama, artık delik kapatılamaz hale gelmişti.
Ve o gün yapabileceği hiçbir şey yoktu. Parasının kendisine ödenmesini isteyen ve gecikmeyi şikayet eden bir müşteri sayesinde tüm olay su yüzüne çıkmış oldu.
* Ömür işten çıkarıldı. Saygınlığını yitirdi. Eşinden ayrıldı. Uzun bir süre işsiz kaldı.
* Ayşen Hanım ve yardımcıları o sene alacakları pirimlerini alamadılar.
* Posta görevlisi prosedürlere aykırı davrandığı için kınama cezası aldı, terfisi duruduruldu.
* Kontroller bu olaydan sonra daha da sıkılaştırıldı, şirketin hukuk bölümü, teftiş kurulu başkanı ve bazı yöneticiler, inceleme ve mahkeme süreçlerine oldukça uzun zaman ayırmak zorunda kaldılar.
|