Tüketiciler, sürdürülebilirliğin sağlanmasından devletin değil, firmaların daha çok sorumlu olduklarını düşünüyorlar.
HAVAS MEDIA tarafından gerçekleştirilen, “Brand Sustainable Futures” araştırmasına göre, bir marka ne kadar sürdürülebilir olarak algılanırsa, müşterileri için kendini o kadar anlamlı kılıyor. Araştırmanın temel bulgusu, tüketicilere markaların sadece üçte birinin anlamlı geldiğini göstermesi. Ayrıca, artık tüketiciler sürdürülebilirliği son derece önemsiyor ve dünya çapında birkaç marka da bu alandaki tüketici beklentilerini karşılamak için yoğun çaba harcıyor.
Toplam dört kıtada, dokuz ana pazarda, 30 binden fazla kişiyi kapsayan araştırmaya göre, tüketicilerin büyük çoğunluğu, günümüz küresel markalarından üçte ikisinin gelecekte ortadan kalkmasını umursamıyor. Araştırmaya katılan tüketicilerin yarısından fazlası kararsızlık, yetersiz bilgilendirme ve yüksek fiyatların, daha bilinçli alışveriş yapmayı önlediği düşüncesine sahip. Ayrıca araştırma, sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirliğin, tüketicilerin yüzde 80’i tarafından, firmaların sorumlu davranması beklenen ana konulardan biri olduğunu da ortaya koyuyor. Buna ek olarak, giderek daha fazla kişinin (2009’da yüzde 70 iken bugün yüzde 76 oranında), çevre ve sosyal meselelerin sorumluluğunun devletlerde değil firmalarda olduğunu düşündüğünü de gösteriyor. Diğer bir önemli sonuç ise, cevap verenlerin sadece yüzde 29’unun, firmaların sürdürülebilirlik konusunda gerçekten yoğun çaba harcadığına ve yüzde 68’inin-bu oran 2009’da yüzde 64’tü- firmaların sadece imajlarını geliştirmek amacı ile sorumlu davrandıklarına inandığını ortaya koyuyor.
BİLİNÇLİ TÜKETİCİ DUVARI
Araştırmacılar, tüketicilerin kendisini benimsemesi için çaba harcayan ve bu yönde iletişim kurmaya çalışan markaların, “sorumlu tüketici” duvarına çarptığını söylüyor. Bu duvar, araştırmaya göre, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi Batı ülkelerinde ‘fiyat’ odaklı olurken, hızla gelişen Çin, Hindistan, Brezilya, Meksika gibi pazarlarda ve İspanya’da ‘eksik bilgilendirme’ odaklı oluyor.
Araştırmanın bir parçasını da, birden çok pazarda faaliyet gösteren firmalara verilen bazı katsayılara bağlı olarak, bu firmalara ait markaların ortaya çıkan sürdürülebilirlik değerleri oluşturuyor. Bu özellikteki markalar arasında yapılan, 2010 yılına ait bu değerlendirmede en yüksek skoru IKEA aldı. Araştırmanın ortaya koyduğu olumlu sonuçlardan biri ise burada değerlendirilen neredeyse tüm markaların, 2009 yılı ile karşılaştırıldığında daha yüksek skor almalarıydı. 2010’da kendini geliştirmeyi başaran bu markalar arasında en dikkat çekenler ise Volkswagen, BMW, L’Oreal, BBVA, Reckitt Benckiser ve Carrefour oldu. Sektörleri kendi içinde ayrı ayrı da değerlendiren araştırmaya göre, perakende, dayanıklı tüketim malları ve gıda sektörlerinde 2009’a göre kendini bu anlamda en iyi şekilde tanımlayan firmalar ise Danone, Nestle ve Unilever oldu. 360 derece yaklaşımının benimsendiği araştırmanın tamamında, çalışanların, arkadaş çevresi ve ailelerin, uzmanların, sivil toplum kuruluşlarının, fikir adamlarının da görüşlerine yer verildi.
KANKUN BİLDİRİSİ İMZALANDI
İklim Değişikliği 16. Taraflar Konferansı, 29 Kasım-10 Aralık 2010 tarihlerinde, 194 ülke temsilcisinin katılımıyla, Meksika-Kankun’da düzenlendi.
Kankun Anlaşması adı verilen mutabakatla sonuçlanan Kankun Zirvesi, iklim değişikliği konusunda hükümetlerin küresel olarak sera gazı azaltım stratejileri kapsamında, ikili ve çok taraflı anlaşmaları tamamlamak üzere çaba göstermeleri nedeniyle büyük önem taşıyor.
İş dünyasının, COP16’da (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 16. Taraflar Konferansı) yer alan hükümetlerden beklentilerini ortaya koyan Kankun Bildirisi, hükümetleri küresel olarak düşük karbon ekonomisine geçişte yerel, ulusal ve bölgesel olarak aşağıda belirtilen beş ana konuda harekete geçmeleri yönünde teşvik ediyor;
1. Bütün sektörlerde enerji verimliliği
2. Düşük karbonlu enerji sistemleri
3. Salınım sınırlanması ve depolanması
4. Diğer sera gazı salınımlarında azaltım
5. Şehir planlaması, arazi kullanımı yönetimi ve arazi kullanımında değişim konularının karbon salınımına etkileri
Kankun Zirvesi beklenildiği kadar verimli olmadı
Kankun Zirvesi, Kankun Bildirisi’nin ortaya çıkarılmasının ötesinde bazı beklentilerin gerçekleşmesi noktasında yeterince verimli geçmedi. 2011’de Güney Afrika’nın Durban kentinde gerçekleştirilecek olan İklim Zirvesi’nde, hukuki bağlayıcılığı olan bir resmi anlaşma metninin ortaya konabilmesi için, Kankun’da bir tasarı taslağının sonuçlandırılması hedeflenmişti. Ancak, sadece bazı başlıklar için karar metinleri oluşturulabildi.