“Nereden çıktı şimdi bu?” demeyin ve havacılık sektöründe çalışmakta olmanıza rağmen hâlâ merak edip izlemediyseniz, önce gidip LOST DVD’lerini sezon sezon alıp izleyin! Eğer ilk kez izleyecekseniz sizi fena halde kıskandığımızı da bilin! Çünkü biz LOST’a erken bulaşanlar, bir sürü sezonu peş peşe izleyerek elde edeceğiniz keyif noktasını hayal etmekten bir hayli uzağız ve size gıpta ediyoruz.
Lost senaristlerinin ilham aldığı gerçek karakterler:
“OCEANIC FLIGHT815” filozofları!
LOST’un bazı karakterleri, gerçek hayattaki bir filozof ya da bilim adamının adaşı! LOST’un senaristleri belli ki bunu sadece zeka seviyelerini kanıtlamak için yapmamış. Altında hoş bir saygı duruşu ya da bir selam gönderme hali var. Ancak bu yaklaşımın karakterlere ayrı bir gizem getirdiğini de kabul edelim ve senariste saygıyla bir selam gönderelim... İşte senaristin zekice olduğu kadar muzip yaklaşımdan nasibini alan bazı LOST karakterleri...
JOHN LOCKE
Hatch’in patlaması sırasındaki “I was wrong / Yanılmışım” deyişi ve gözlerindeki o çaresizlik bakışı karizmasını biraz dağıtsa da, Jack ile olan “cool” diyaloglarıyla her zaman yüksek itibar sağlamayı bilmiştir. Sıradan bir adam olduğunu vurgulamaktan bıkmasa da kimseyi sıradanlığına inandıramayan, adaya sımsıkı bağlanmış, adadaki kudret her ne ise buna saygı gösteren, tüm kalbiyle inanan bir adam. Ya da adamdı… Sezon finalinde bizi biraz şaşırttığını ve yeni gizemlere sürüklediğini söylememiz şart! Adaşı ise 1632 doğumlu ünlü İngiliz filozofu John Locke Somerset. XVIII. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri. Düşünce özgürlüğünü geniş ölçüde yayan ilk düşünür, Avrupa’daki Aydınlanma ve Akıl Çağı’nın gerçek kurucusu. Bütün eserlerinde gelenek ve otoritenin her çeşidinden kurtulmak gerektiğini, insan hayatına ancak aklın kılavuzluk edebileceği söyler, İngiliz, Amerikan ve Fransız devrimleri, onun yazdıklarından temel almıştır. Jean Jacques Rousseau ve Thomas Hobbes gibi doğal hukuk doktrinini savunur. Yine manidar bir isim yakıştırması ve tam bizim Locke’a göre bir portre değil mi?
ANTHONY COOPER
Locke’un hayatını karartan ve yıllarını kadınları dolandırmaya adamış kişi. Locke’un geriye dönüşlerinde gördüğümüz ev ortamının zenginliğine bakılırsa, bu işten de epey kazanmış. Locke’a dediklerini hatırlayalım; “Senin bir babaya ihtiyacın vardı, benim de bir böbreğe… Aş artık bunu…”
Aynı ismi taşıyan, 1621 doğumlu Birinci Shaftesbury Kontu Anthony Ashley Cooper ise İngiliz siyasetçisi bir filozof. Siyaset ve Fransız Devrimi’ne ilişkin kitapları bulunuyor.
DESMOND DAVID HUME
“See you in another life, brother! / Başka bir hayatta görüşürüz kardeşim” sözü ile kalbimize taht kuran, daha sonra Charlie’nin ölmesine göz yumamayıp her defasında onu Azrail’in elinden alan İskoç aksanlı favori karakterimiz Desmond David Hume, filozof bir adaşa sahip. 1711 doğumlu David Hume da Desmond gibi İskoç ama aynı zamanda filozof, ekonomist ve tarihçi. İnsan zihninde olup bitenlere Newton’un deneysel yöntemini uygulayarak, yeni bir insan bilimi kurmayı ve geliştirmeyi öneren yaklaşımlarıyla öne çıkıyor. İngiliz deneyciliğinin ve şüpheciliğin en önemli temsilcisi. Ancak, politikada muhafazakarlığı ve geleneğe bağlılığı savunmasıyla da biliniyor. Kant'ı, kendi deyişiyle, "dogmatik uykusundan uyandıran" düşünür. Yakın arkadaşı Adam Smith de ondan çok etkilenmiştir.
MIKHAIL BAKUNIN
Benjamin’in “her zaman sadık oldun” sözüne bakılacak olursa, tam manasıyla bir görev adamı olduğunu anlayabiliyoruz.Hakkında o kadar çok teori var ki…
Afganistan’da savaştığını ve gazetede gördüğü “dünyayı kurtarmak ister misiniz?” ilanı nedeniyle Dharma’ya katıldığını söyleyenler var. Peki adaşı? Adaşı, anarşist düşünürlerin ilk kuşağının temsilcilerinden, tanınmış bir Rus anarşist olan Mikhail Aleksandroviç Bakunin (1814 –1876). İzleyenler anlar, hayli manidar bir seçim olmuş değil mi?
DANIEL FARADAY
Adıyla Yahudileri Babil'den kurtaran Danyal Peygamber'e, soyadı ile manyetizma ve elektrik ilişkisini açıklayan İngiliz bilim adamı Michael Faraday'a gönderme yapılan bu LOST karakteri de kısa zaman içinde favoriler arasındaki yerini aldı. Kendisi zamanda hareket etme mevzularına takılmış, hatta zamanlar arasında takılıp kalmış bir fizikçi. Beşinci sezonun final bölümünde adaya attığı bakış hepimizin yüreğini dağlamış, onun için ağlayanlarımız olmuştur. Adaşı Faraday ise günümüzün yaşam biçimini derinden etkilemiş bir bilim adamıdır ve kendi bulduğu elektroliz yasaları sayesinde kimya derslerini “keyifli” hale getirmiştir. Deneysel olarak, bir maddeden geçen belli miktarda elektrik akımının, o maddenin bileşenlerinde belli miktarda bir çözülüme yol açtığını göstermiştir. Elektroliz konusunda adı geçen "elektrot", "anot", "katot", "elektrolit", "iyon" gibi terimleri de kendisine borçluyuz.