garajistanbul’un tiyatro sevdalıları
MUSTAFA-ÖVÜL AVKIRAN:
‘SANAT’A AÇILAN ‘KAPI’
Türkiye’de yaşanan kültürel dönüşümde, ulusal ve uluslararası ortaklarıyla etkin rol oynamaya çalışan bir sanat kooperatifi garajistabul. TAV’ın da desteğiyle yoluna cesaretle devam ediyor. Kurucuları Mustafa ve Övül Avkıran, bu süreçte TAV’ın kendileriyle yan yana durduğuna ve bir sponsor gibi değil bir tamamlayıcı gibi davrandığına dikkat çekiyor ve ekliyorlar: “Bu yaklaşımın, bizim için paha biçilmez bir değeri var.”
Türkiye'de 1990'lı yıllarda gelişmeye başlayan çağdaş gösteri sanatlarının yapı taşlarından 5. Sokak Tiyatrosu'nun kurucuları Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran, Kasım 2005'de Galatasaray Otoparkı'nın 600 metrekarelik en alt katını kiraladılar. Amaçları, Türkiye'de tiyatro, dans, müzik, edebiyat ve bu sanatların ilişki kurduğu diğer sanatlarda "bugün" üretileni, "şimdi"ye ait olanı görünür kılacak bir "boş alan" yaratmaktı. Bu fikirlerini önce etraflarındaki sanatçı, seyirci, işadamı, işkadını arkadaşları ile paylaştılar. Bugün Türkiye'nin sivil kültürel dönüşüm projesi haline gelen ve Avrupa'da en çok bilinen kültür merkezlerinden biri olan garajistanbul'un yolculuğu böyle başladı.
Başlangıçtan itibaren garajistanbul hep çoğalarak yol aldı. İlk günden başlayarak projeye sürekli yeni sanatçılar, yeni seyirciler ve yeni destekçiler eklendi. Bunlardan biri de TAV Grubu oldu. Sanatçı, seyirci ve destekçinin beraber ördüğü bu sürece, yerel yönetim ve devlet de eklendi. Garajistanbul, bu yapısıyla aşağıdan yukarıya örgütlenen bir sivil kültürel dönüşüm projesi haline geldi.
garajistanbul'un mekânı, 25 Ocak 2007'de açıldı. Bugün garajistanbul; garajistanbulpro adını verdikleri yapımevi, ulusal ve uluslararası ilişkileri, yılda iki kez yayınladığı "gist" dergisi ile, çağdaş gösteri sanatlarında yaşanan gelişimin hızlanmasına katkı sağlamaya; Türkiye'de yaşanan kültürel dönüşümde, ulusal ve uluslararası ortaklarıyla etkin rol oynamayı hedefliyor. Kurucular, Mustafa ve Övül Avkıran ile tiyatrolarını, TAV Ailesi ile olan işbirliklerini konuştuk.
Bu oluşum nasıl gerçekleşti? ÖVÜL AVKIRAN:Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü mezunuyum. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdim. Ayrıca yurtdışında hareket tasarımı, koreografi, beden dili üzerine de eğitim aldım. Mezuniyetimden kısa bir süre sonra Mustafa'yla yollarımız kesişince, o rejisör, ben koreograf olarak Antalya'da 5. Sokak Tiyatrosu'nu kurduk.
MUSTAFA AVKIRAN: İstanbul Devlet Konservatuarı'ndan, yani şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuarı'ndan 1982 yılında mezun oldum. Tamamen Devlet Tiyatrosu kökenliyim. Dönemin Genel Müdürü Yücel Ertan tarafından Antalya Devlet Tiyatrosu'nun kurucu müdürü olarak İstanbul'dan görevlendirildim. Fakat daha sonra istifa ettim ve 1995 yılında 5. Sokak Tiyatrosu'nu kurduk.
İstanbul'a ne zaman geri döndünüz?
Ö.A:5. Sokak Tiyatrosu şimdiki garajistanbul'un küçük bir modelidir aslında. 1997 yılında hadi köyümüze geri dönelim dedik ve İstanbul'a geldik. O dönemde, mekân sahibi olmaktansa göçebeliği tercih ettik. İşlerimizi İstanbul Sanat Merkezi'nin ikinci katındaki "Tiyatro Oyunevi"nde sergiliyorduk.
M.A: Şimdi dönüp bakınca anlıyoruz ki 5. Sokak Tiyatrosu da, İSM de, garajistanbul'un provasıymış. Çalışıyorsunuz, çalışıyorsunuz bir gün oluyor.
Ö.A: O dönemlerde Avrupa'nın çok önemli sanat kurumlarıyla ve prestijli sanat festivalleriyle işbirliği yaptık. Kendimizi uluslararası platformda tanıttık.
Yaptığınız tiyatroyu nasıl tanımlarsınız?
M.A: Bir Avrupalı gazetecinin yazdığına refere ederek söylüyorum; bizim yaptığımız tiyatroya "politik ve poetik (şiirsel) tiyatro" diyorlar. Bu ülkenin kültürüyle, tarihiyle, geçmişiyle ve gelecek düşüyle örülmüş bir tiyatro yapmaya çalışıyoruz. Yani biz dilimizi bu topraklardan kurduk, Batı'dan değil. Anlattığımız hikâyeler, önceleri Dede Korkut hikâyeleri gibi "eski" duruyordu. Şimdi ise bugüne ait kent hikâyeleri anlatıyoruz. "Göç", "göçebelik", "göçmenlik", "öteki olmak", "farklı olmak", "kadın olmak" gibi kavramlar konularımız arasında yer alıyor. Bu konuları hep yaşanan hikâyelerden yola çıkarak anlatıyoruz. Evrensel bakışa sahip olduğumuz için, sadece Batı'daki değil, Doğu'daki sanat alıcıları da yaptığımız işlere ilgi gösteriyorlar. Sahne üzerinde 12 dilde şarkılar söylüyoruz, Anadolu'daki kültürel azalmanın hikâyesini anlatıyoruz.
Ö.A: Sanatsal sorgulamanızı sürdürürken içinde ince bir politik duruş her zaman olmalıdır. Sanat, "duruş" demektir çünkü. Bizim politik bir duruşumuz var, oradan beslenerek iş üretiyoruz ama siyaset yapmıyoruz.
garajistanbul nasıl vücuda geldi?
Ö.A: Galatasaray'da bu garajı kiraladık ve kendimize yol arkadaşları aramaya başladık. Bir destekçi modeli oluşturduk ve tek tek insanları garajistanbul fikrine üye yaptık. Ne kadar çoğulcu bir yapı olursa, o kadar güçlü oluruz inancındaydık. Gerçekten de dünya standartlarında bir mekân oldu. Bireysel ve kurumsal destekçilerimizle yapı kuruldu ve yürümeye başladı. Ta ki ekonomik krize kadar. Tıkandığımız anda da; TAV Grubu ve Garanti Bankası bizim hamilerimiz oldular, hayatta kalmamızı, sürekliliğimizi sağladılar; kurumsal olarak bize güç kattılar.
M.A: Destekçilerimizle aramızda oluşan bağı ifade edebilmek için bir anekdot anlatmam gerek. Asistanımız geçenlerde Almanya'dan gelmiş, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda karşısına TAV Havalimanları görevlisi çıktığında 'Merhaba, nasılsınız?' diye gülümsemiş. Bir garajistanbul çalışanı bir TAV çalışanıyla karşılaşıyor ve aileden biri gibi merhabalaşıyor. Bu o kadar önemli ki. Biz de havalimanına gittiğimizde köprülerden, 'merhaba, merhaba, merhaba' diyerek geçiyoruz. TAV Grubu ile böyle bir gönül bağımız var.
TAV Ailesi ile bazı performans çalışmalarınız olacak mı?
M.A:Övül, vücut eğitimi ve beden farkındalığı konusunda bir uzman. TAV Havalimanları İşletmeleri ve hizmet şirketlerine bu konularda bir atölye hazırlıyoruz. TAV Grubu bize sadece finansal destek sağlamıyor.Yan yana durduğumuzu göstererek birbirimizi tamamladığımız duygusunu veriyor. TAV'ın sanat organizasyonu gibiyiz.