Ağustos - Eylül 2010
TAV Dünyası
Sayı : 17
English
French
Georgian

http://www.tavnewsport.com
İçindekiler
Anasayfa
CEO'dan
Gezi Notları
Kapak Konusu
Risk&Kontrol
İş Rotası
Havacılık Trendleri
Yönetim
TAV Dünyası »
Sağlık
Cin Fikirler
Güçlü Halka
Hayat Rotası
Ellerin Mücizesi
Sürdürülebilir Kalkinma
İçimizden Biri
Ajanda »
Aktif Hayat »
Platform
Summary
Port Anket


THY Genel Müdürü Temel KOTİL



"Türk Hava Yolları (THY), İstanbul Atatürk Havalimanı’nı Avrupa-Asya koridorunun en önemli transit hub’ı haline getirmeyi hedefliyor."

Türk Hava Yolları, yaşanan global krizden nasıl etkilendi? 2010 yılı için görüşlerinizi alabilir miyiz?

TEMEL KOTİL:
Hava yolu işletmeciliği perspektifinden bakacak olursak, 2008 çok zor bir yıldı. Bunun temel nedeni, akaryakıt fiyatlarının akıl almaz bir şekilde yükselmesiydi. Bu nedenle, 2009’un ilk aylarında, THY’de dahil olmak üzere, Türkiye’deki bütün hava yolu şirketlerinde bilet gelirlerinde yüzde 30’a yakın düşüş gerçekleşti.

2009 yılının son çeyreğinde başlayan toparlanma sürecinden sonra, kriz öncesi rakamlara 2010 yılı itibariyle ulaşılabildi. 2010 yılının 2009’a göre, tüm sektörler için daha rahat bir yıl olacağı kanısındayım.

Siz THY olarak krizde nasıl önlemler aldınız?
T.K.:
Ekonomik krizden etkilenmek istemiyorsanız, çözüm çok basittir; ilave talep oluşturmak durumundasınız. THY olarak biz bunu yaptık, zaten THY’yi diğer hava yollarından ayıran en önemli özelliği, 2003’ten başlayarak çok iyi bir gider yönetimi yapması ve giderlerini ciddi şekilde düşürmesidir. THY’nın 2009 yılı koltuk/kilometre gideri 5.1 Euro Cent’ti. Diğer bir deyişle; bir koltuğu bir kilometre uçurmanın maliyeti 5.1 Euro Cent’ti. Avrupa’daki aynı uçuş ağı için rakip firmalarda ise bu rakam 10.2 Euro Cent’tir. Hemen akla Türkiye’de personel giderlerinin daha düşük olması gelecektir, ancak bu yanlış bir kanıdır. Çünkü personel giderleri şirketten şirkete biraz değişse bile, bu yüzde 16-21 arasında farklılık gösterir. Bizim personel birim giderimiz kilometre başına 1 Euro Cent, Avrupa’daki hava yollarında ise bu oran 2.5 Euro Cent’e kadar ulaşabiliyor. Bu, personelimizin ucuz olduğu anlamına gelmiyor, personelden aldığımız verimin daha yüksek olduğunu gösteriyor. 2003 yılında THY’de 10 milyon yolcuya karşılık 12 bin çalışanımız bulunuyordu. Bugün ise 16 bin çalışanımızla, 31 milyon yolcuya hizmet veriyoruz.

Peki, verimliliği artırmayı nasıl başardınız?
T.K.:
Birincisi, talebe göre daha büyük uçakları tercih ediyoruz ve bu da dolu giden büyük uçaklar için daha az çalışanla daha çok yolcuya hizmet verilmesini sağlıyor. Çalışan sayılarımızdaki artışı da gelen talebe paralel olarak gerçekleştiriyoruz; yani operasyonlarda görev yapan; kabin personeli, pilot, yer işletme personeli gibi çalışan sayılarımızı gelen talebe ve sahip olduğumuz iş hacmine oranla artırıyoruz. Bugün baktığınızda, THY’de 640 olan pilot sayısı şu anda 1.900, 1.700 olan kabin personelinin sayısı ise şu an 4 bin 500’lere kadar ulaştı. Operasyon olmayan yerlerde ise gerekli olan işlemleri, bilgisayar teknolojilerini devreye alarak sağladık ve verimliliği artırdık. Bir diğer yandan; bizim filomuz ve uçaklarımız genç, dolayısıyla yakıt giderleri de yeni teknoloji ve yazılımların getirdiği yenilikler çerçevesinde daha ekonomik ve daha düşük oluyor. Ekonomik kullanımda çok titiz bir yaklaşımımız var. Uçaklarımızı, yerde daha az, havada daha çok tutuyoruz ve şu an birçok hava yolu şirketinde olmayan, gelişmiş planlama yazılımları kullanıyoruz. Tüm bunların yanı sıra en büyük avantajlarımızdan biri de; Türkiye’nin coğrafi konumunun Asya ve Avrupa arasında çok tercih edilir bir yerde bulunmasından kaynaklanıyor. Günümüzde, yeni yapılan dar gövdeli tek koridorlu uçaklar, üç-dört saatlik uçuş bandında çok iyi performans gösteriyor. Bu da, THY’nin Avrupa uçuşları için çok uygun, çünkü Türkiye’nin Avrupa ülkelerine olan mesafesi için biz bu uçakları rahatlıkla kullanabiliyoruz ve küçük gövdeli uçakla birlikte yakıt maliyetimiz de diğer hava yollarına oranla düşmüş oluyor. Bizim için, çok değerli olan hatlardan biri de; Avrupa’dan Uzakdoğu’ya olan uçuş hattıdır. Biz, Avrupa’daki yolcuyu alıp İstanbul üzerinden örneğin Singapur’a götürdüğümüzde diğer hava yollarına göre birim fiyatlarımız çok düşüyor. İleride, bu hattın yüzde 10’unu almayı hedefliyoruz.



İstanbul Atatürk Havalimanı’nı (AHL) için genişleme planlarınız ve gelecek hedefleriniz nelerdir?
T.K.:
İstanbul Atatürk Havalimanı bize izin verdiği sürece, biz de gelişmeye ve uçuş ağımıza yeni hatlar eklemeye devam edeceğiz. Buna karar veren merci DHMİ Genel Müdürlüğü olmakla birlikte, bizim beklentimiz genişlemenin devam ederek artması yönünde. Haftada beş bin olan sefer sayımızı 10 bine çıkarmayı hedefliyorsak, havalimanın genişlemesinin de buna paralel olması gerekir. İstanbul Atatürk Havalimanı, THY’nın en önemli hub’ıdır. Uçaklarımızın yüzde 85’i buradan kalkıyor. İstanbul Atatürk Havalimanı için “Natural Hub of the World: İstanbul” (Dünyanın doğal hub’ı: İstanbul) diyoruz. Şu anda 127 yurt dışı uçuş noktamız var. Yıl sonu itibariyle bu sayıyı 134’e yükseltmeyi ve 2010 yılında 31 milyon yolcu taşımayı hedefliyoruz. Direkt uçacağımız yeni noktalar arasında; Washington DC, Ho Chi Min City, Accra, Bologna, Dar Es Salaam, Basra, Novorsbirsk gibi şehirler bulunuyor. Los Angeles hattı, Mart 2011’de açılacak. Los Angeles’e giderken kutuplar üzerindeki hava sahasının kullanılması planlanıyor, yani hava açıksa buzulları görebileceksiniz. Uçuşlarımıza ekleyeceğimiz yeni hatlarla birlikte, dünyada uçuş ağı büyüklüğü açısından sekizinci hava yolu haline geldik. Ayrıca bu yıl sonu itibariyle, haftalık uçuş sayımızın da 5 bin’e ulaşmasını hedefliyoruz. Sefer sayısı olarak da, dünya sıralamasında 25’inciyiz. Sizlerinde dikkatini çekeceği üzere, sekizincilikle 25’incilik arasında bir dengesizlik var. Biz şirketi genç tutabilmek için yeni hatlar açarken, söz konusu 5 bin uçuş sayısını 10 bine getirdiğimizde ise dünya ortalamasına ulaşmış ve aradaki dengeyi de sağlamış olacağız.

THY’nın filo artışından söz edebilir misiniz?
T.K.:
Şu anda sahip olduğumuz 142 uçağımıza eklenmek üzere 90 uçak siparişi verdik. Yıl sonunda bunun 11 tanesi gelecek ve uçak sayımız 155’e çıkacak. Geri kalanı ise 2013’ün sonuna kadar filomuza katılmış olacak. Bu uçakların filomuza katılmasıyla beraber Avrupa’daki en büyük filolardan bir tanesine sahip olacağız.




“TAV Havalimanları’nın hizmet kalitesi, gerek Türkiye’deki havacılık sektörünün gelişmesinde, gerekse THY’nın büyümesinde çok önemli bir bileşendir.”





TAV Havalimanları’ndan aldığınız hizmeti değerlendirebilir misiniz?
T.K.:
TAV Havalimanları, Türkiye’nin önemli noktalarında bulunan ve stratejik anlamda büyük önem taşıyan üç havalimanını ve bir de havaalanını işletiyor. İstanbul Atatürk Havalimanı ise bunlar arasında hub olarak büyük önem taşıyor. İstanbul Atatürk Havalimanı, 2009 yılında yüzde 5.2 büyüyerek, 2009 yılının büyüyen tek havalimanı oldu. Aynı sene biz dış hat yolcusunda yüzde 17, iç hat yolcusunda yüzde 5 büyüdük. İstanbul Atatürk Havalimanın’daki büyümemiz ise yüzde 10 oldu. Diğer hava yolları ise yüzde 4 küçüldü. Bu rakamlar üzerinde düşünmemiz gerek. Bir yerde de, havacılık sektörünün büyümesi için önce Ulaştırma Bakanlığı’nın politikalarının doğru olması gerekiyor. Sayın Bakanımız Binali Yıldırım’a, buradan teşekkürü bir borç biliyorum. İdari kararlarla verilen desteğin ardından, altyapı geliyor. Altyapıyı da havalimanı işletmecileri gerçekleştiriyor: Sivil Havacılık, DHMİ ve TAV Havalimanları. Ulaştırma Bakanlığı ve işletmecilerin ardından üçüncü katman da hava yolu şirketleri yer alıyor. Bu üç katman doğru çalıştığında havacılık sektörünün “uçurulmaması” için hiçbir neden kalmıyor.

Yolcuların Türk Hava Yolları’nı tercih etmesi için ne yapıyorsunuz?
T.K.:
Dünya üzerine iki farklı bakış açısı var: Amerika ve Avrupa’daki hava yolu şirketleri fiyatın daha önemli olduğu görüşüyle fiyatları indirdi, “low cost low quality”, yani “düşük fiyat, düşük kalite” tarzı şirketler arttı. Uzakdoğu’daki Singapur, Emirates gibi hava yolu şirketleri ise, kalitenin önemli olduğuna karar vererek yatırımlarını kaliteye yaptılar. Onların yaklaşımı: “Marka eşittir kalite” oldu. Biz bu iki görüşün tam ağırlık noktasındayız. O zaman iki görüşü birleştirmemiz gerekiyordu; biz de “düşük fiyat ve yüksek kalite eşittir Türk Hava Yolları” demeyi tercih ettik. Kaliteden ödün vermeden verimliliğimizi artırarak, optimumda uçarak fiyatları düşük tutuyoruz.

Star Alliance üyesi olmanın avantajlarını yaşıyor musunuz?
T.K.:
Havacılık sektöründe başarılı olmak için üç sacayağı var: Düşük fiyatlı olmak, kaliteli olmak ve marka olmak. Star Alliance’ın bize en büyük katkısı marka değerimizi artırması yönünde oldu. Avrupalı, THY’yi tanımasa bile Star Alliance’ı çok iyi tanıyor ve güveniyor.

Barselona Takımı’nın sponsorluğu ile de tanınıyorsunuz…
T.K.:
Aslında Barselona sponsorluğu 2005’te başlayan seri bir çalışmanın sadece bir karesi. Kazancımızla doğru orantılı olarak, 2005’te 5 milyon Dolar olan reklam bütçemiz şu anda 70 milyon Dolar’a ulaştı. İspanya’da basın toplantısı yaptığımızda Barselona Kulüp Başkanı Juan Laporta yüzlerce gazetecinin önünde “Daha global bir kulüp olabilmek için THY’yi seçtik” dedi. Bu bizim için çok önemli, çünkü biz de “Global düşün lokal uygula” yaklaşımına inanıyoruz.

Global arenadaki tanıtımlarınızın nasıl bir geri dönüşü oldu?
T.K.:
Türkiye, dünya havacılığının yüzde 1.24 payını alıyor. AEA (Association of European Airlines) içinde ise THY’nin payı yüzde 4’ten yüzde 8.5’e yükseldi. 2010 Mart-Mayıs döneminde British Airways’den bile fazla yolcu taşıdık. Avrupa’daki sıralamayı değiştirdik. Birinci Luftansa, ikinci Air France ve üçüncü THY oldu. Önemli olan bu büyümenin devam etmesi ve kârla beslenmesi.




“Yeni hatlarla, uçuş ağı büyüklüğü açısından dünyadaki sekizinci hava yolu şirketi olduk.”






Anadolu Jet diye bir marka yarattınız. Anadolu Jet ile ilgili planlarınız nedir?
T.K.:
Anadolu Jet ile birlikte Ankara’yı bir hub haline getirmek istiyoruz ve ödüllü Ankara Esenboğa Havalimanı’nı çok beğeniyoruz. Bunun için TAV İnşaat ve TAV Havalimanları’nı buradaki başarısından dolayı tebrik ederiz. Anadolu Jet, şu anda yurtiçi yolcumuzun üçte birini oluşturuyor. Amacımız, bunun yüzde 50’ye ulaşmasını sağlamak. AHL’de THY markası, Ankara Esenboğa’da Anadolu Jet markası ile ilerleyeceğiz. Anadolu Jet’in Türkiye içinde bir uçuşağı oluşurken şimdi de yurtdışı uçuşağını da oluşturuyoruz.

Havaş ortaklığında kurduğunuz TGS ile hedefleriniz nedir?
T.K.:
Pragmatik ve sonuca kilitlenmiş bir yaklaşımımız var. Bizim odağımız yolcudur. Bu yüzden yer hizmetlerine çok önem veriyoruz. Büyük müşteri olduğumuz için yer hizmetlerini yürütecek bir şirket kurmak ve bunu Havaş gibi deneyimli, köklü bir kurumsal yapı ile birlikte gerçekleştirmek istedik. Globalleşme hedeflerimiz doğrultusunda TGS’nin büyük bir şansı olduğunu düşünüyoruz.

  ETIKETLER:
temel-kotil    thy    hava-yolu    isletmecilik    yolcu    ucak    filo    tav-havalimanlari   
istanbul-ataturk-havalimani    anadolu-jet    ucus