mart - nisan 2010
Gezi Notları
Sayı : 15
English
French
Georgian

http://www.tavnewsport.com
İçindekiler
Anasayfa
CEO'dan
Gündem »
Gezi Notları »
Kapak Konusu
Risk&Kontrol
İş Rotası
Havacılık Trendleri
Yönetim
TAV Dünyası »
Sağlık
Cin Fikirler
Yaşam Döngüsü
Sosyal Bilgiler »
Güçlü Halka
Hayat Rotası
Ellerin Mücizesi
Ajanda »
Aktif Hayat »
Platform
Summary
Port Anket

GÖNÜL ÇELİCİ BİR ŞEHİR: URFA


Mezopotamya’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Şanlıurfa, on bir bin yıllık tarihi geçmişi ile hem zamanda hem mekanda benzersiz bir yolculuk sunuyor.

Urfa’nın iki senedir faaliyette olan havalimanı, bölgenin en büyük ve modern havalimanları arasında yer alıyor. Urfa’da, günde iki İstanbul, bir Ankara olmak üzere Türk Havayolları’nın üç uçağına hizmet veriliyor. Ankara’dan AnadoluJet ile Urfa’ya yapılacak bir hafta sonu gezisini tercih edecekler için, Cuma akşamı saat 18:40’da bir sefer bulunuyor.

Havalimanından, Havaş otobüsleri ile şehrin merkezine kadar ulaşmak mümkün. Böyle bir yolculukta, öncelikle Urfa’nın modern yüzü karşılıyor sizi. Yol boyunca yeni inşa edilmiş sitelerin, alışveriş merkezlerinin yanından geçerek, şehrin merkezine ulaşıyorsunuz.

ŞEHRİN İKİ YÜZÜ
Urfa’nın ziyaretçileri, geleneksel mimari tarzda Urfa taşından inşa edilmiş yapıların yer aldığı eski kentin olduğu bölüme geldikleri andan itibaren bambaşka bir dünyaya adım atıklarını fark ederler.
Peygamberler şehri, enbiya ve evliya ocağı Urfa’nın; zahiri ve batıni (açık ve gizli), dünyevi ve ruhani olmak üzere iki yüzü, iki dünyası bulunuyor. Kale, Hz İbrahim’in doğup yaşadığı düşünülen mağara, Dergah Camii ile arkasındaki tarihi çarşı, şehrin ruhani yanını sergiler. Urfalı şair Fanayi, Mevlid-i Halil Camii kitabelerinden birine şunları yazmış: “Bu Urfa, Allah’ın hayırlı yarattığı şehirlerden olan Urfa’dır. Burası tatlı mucizevi suyun aktığı peygamberler makamıdır. Burası Hicaz ve Kudüs’ten sonra bütün makamlardan daha yücedir. Letafet ve serefle gönül çekici bir şehirdir bu. Peygamberler atası İbrahim Halilullah’ın makamıdır. Allah dostu İbrahim Halil Peygamber’e ateşi serin ve selamet eden Urfa’dır”.

BALIKLI GÖL
Balıklıgöl’ü (Halil-Ür Rahman Gölü) ziyaret edenlerin ilk işi, çocukların sattığı balık yemlerinden alıp balıklara atmak oluyor. Kutsal olduğuna inanılan bu balıklar görünenden çok daha büyük bir alanda yaşıyorlar. Çünkü, parkın altı su kanalları ve göletlerle dolu. Güzel havalarda Urfalılar, bu parkta piknik yapıp, çocuklarıyla açık havanın keyfini çıkarıyorlar. Burada çok kültürlülük çok renklilik egemen; Arapça, Ermenice, Süryanice, Türkçe ve Kürtçe dilleri birbirine karışıyor.

BALIKLI GÖL EFSANESİ
Nemrut, zulmü ile çevresine korku ve dehşet saçan bir hükümdardır. Bir gece gördüğü rüyayı yorumlatır. O yıl doğacak çocuklardan birinin, kendisini öldüreceğini öğrenir ve hepsinin öldürülmesini emreder. İbrahim Peygamberin annesi Sara, çocuğunu bir mağarada doğurur ve orada bırakıp evine döner. Çocuğu, bir dişi ceylan emzirir. Aradan zaman geçer, askerler İbrahim’i mağarada bulurlar. Hiç çocuğu olmayan Nemrut, İbrahim’i yanına alarak büyütmeye karar verir. Nemrut’un zulmü ve halkını putlara tapmaya zorlayışını gören İbrahim, herkesin törene gittiği bir anda sarayın putlar bölümüne girer ve bir balta ile bütün putları kırar, baltayı da en büyük putun üzerine bırakır. Hz. İbrahim yargılanırken, suçsuz olduğunu söyler ve “görüyorsunuz ya işte, balta büyük putun ellerinde, her halde o bu işi yapmıştır” der. Öfkelenen Nemrut; “bir taş parçası baltayı eline alıp, bu işi nasıl yapar” diye haykırınca, Hz. İbrahim, “gerçekten tanrı ise, neden böyle bir işi yapamaz” diye cevap verir. Kızgınlığa kapılan Nemrut, İbrahim’in ateşe atılmasını emreder. Nemrut’un kızı Zeliha, yalvarmasına rağmen babasının yüreğini yumuşatamaz.
Odunlar “Halil-ül Rahman Göl”ünün bulunduğu yere yığılır, ateş yakılır. İbrahim peygamber ateşe düştüğünde, burası bir göl ve gül bahçesine, yakılan odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim’in ardından kendisini ateşe atan Nemrut’un kızı Zeliha’nın düştüğü yerde ise “Aynzeliha Göl”ü oluşur.

HZ İBRAHİM’İN DOĞDUĞU MAĞARA
Balıklı Göl, Rızvaniye Camii ve Medresesi, Mevlid-i Halil Camii, Halil-Ür Rahman Camii ile çevreleniyor. Mevlid-i Halil Cami’nin yanında Hz İbrahim’in doğduğu rivayet edilen mağara bulunuyor. Şanlıurfa’nın en çok turist çeken ve Dergâh da denilen bu mağaranın yakınında; mescit, hücre ve havuzlarla birlikte, küçük bir camii ve önünde havuzlu avlusu bulunuyor. Ayrıca, Hz. İbrahim’in doğduğu mağara içinde bulunan su, ziyaretçiler tarafından ve özellikle yerli halk tarafından şifalı olduğu düşüncesiyle içiliyor.

YEMEK MOLASI
Balıklı Göl etrafındaki gezintiden yorulanlar, genellikle Urfa Kalesi’nin yamacındaki, müthiş manzaralı kebapçılardan birinde mola veriyorlar. Frenkli (domestesli) kebap, çiğ köfte, haş haş kebabı ve masluka, tadına bakılması gerekli lezzetler arasında yer alıyor. Yemek molasının ardından görülmesi gereken yerlerin başında Urfa Kalesi geliyor. Uzaktan bakıldığında, gayet heybetli bir görünümü olan Kale’nin doğu, batı ve güney yanları, kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili.

PEYGAMBERLER ŞEHRİ: URFA
Efsaneye göre; Adem ile Havva’nın yeryüzüne ayak bastıkları ilk topraklar Harran ovasıdır. İlk çift, burada sürülmüş, İbrahim Peygamber burada doğmuş, putları kırmış ve ateşe atılmıştır. Eyyüb Peygamber, hastalığına burada sabır göstermiş ve vefat edince, bu topraklara gömülmüştür. Hz. İsa’nın kutsal mendili, burada muhafaza edilmiştir. Hz. Davut, burada yaşamış, Hz. Şuayp, Şanlıurfa yakınlarındaki Şuayp Şehrini kurmuştur. Hz. Musa ise, Soğmatar Şehrinde yaşamıştır. Bunlardan dolayı; Şanlıurfa’ya Peygamberler Şehri de denir.

KURTULUŞ SAVAŞI’NDA URFA
24 Mart 1919 tarihinde İngiliz, 30 Ekim 1919 tarihinde Fransızlar tarafından, şehir işgal edilir. Fransızlara karşı başlatılan direniş ve savaş, 11 Nisan 1920 tarihinde şehir halkının zaferiyle, Fransızların kaçmasıyla sonuçlanır.

Urfa Milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı, Urfa ilinin adının “Şanlıurfa” olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi, TBMM tarafından, 12.06.1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır


Kuzey tarafı ise sarp kayalıklara yaslanıyor. Hz. İbrahim’in, Nemrut tarafından, bu tepeden ateşe atıldığı belirtiliyor. Kale içinde bugün, yalnızca iki sütun ayakta kalmış durumda. Kale üzerindeki korint başlıklı bu iki sütundan doğuda olanının kente bakan kuzey cephesindeki Süryanice olan kitabede: “Ben Eftuhayım, güneşin oğluyum. Bu sütunlar ve üzerindeki heykeli, kral Mano’nun kızı Shalmet için yaptırdım” yazıyor.

ÇARŞI ZAMANI
Kent merkezi, Ortadoğu tarzında son derece canlı bir çarşı etrafında gelişmiş. Geleneksel mimari doku kısmen bozulmuş olmakla birlikte, sokak aralarında birçok yerde çarpıcı güzelliğe sahip eski yapılara rastlanıyor. En güzel eski evlerden biri Şurkav (Şanlı Urfa Kültür ve Araştırma Vakfı) tarafından restore edilen Şurkav Kültür Evi. Burada gerçekleştirilen Sıra Geceleri’ne katılmak da mümkün. Sıra gecelerinde türküler eşliğinde yöresel yemekler ikram ediliyor. Menüde, Urfa’nın meşhur isot biberiyle yapılmış çiğ köfte, lahmacun, bostana, içli köfte ve Urfa bebabı yer alıyor. Tatlı olarak da künefe ile yufka, ceviz ve şerbetle hazırlanan “şıllık tatlısı” sunuluyor.
Eski şehrin merkezindeki Gümrük Hanı, Kapalıçarşı’yı, Sipahi Pazarı’nı, Demirciler Çarşısı’nı gezerken, sanki zaman mekân makinesinde yüzyıllar ötesine gidiliyor. Daracık sokaklarda, sırt sırta dizilmiş önü açık dükkânlarda, yüzleri simsiyah küçük çocuklar demir dövüyor, bir başka tarafta kürkçüler çalışıyor. Fırınların önünden geçerken, burnunuza tüten sıcak simit kokusunun cazibesine bırakın kendinizi. Tam burada bir çay ve simit molası, Urfa gezinizin hoş duraklarından birisi olabilir. Çarşıdan çıktıktan sonra yakın çevredeki tatlıcı ya da kebapçılarda, bol peynirli ve fıstıklı sıcak künefe yemeye de gidebilirsiniz.
Urfa’da daha yapılabilecek çok şey var; Şanlıurfa Müzesi, Fırfırlı Camii, Eyyüp Peygamber Mağarası ve Kuyusu, Ulu Camii, Hızmalı Köprü, Mezopotamya’daki en eski tapınağın bulunduğu Göbekli Tepe bunlardan birkaçı.
Urfa, keyifli bir hafta sonu gezisi için; Ankara ya da İstanbul’dan yaklaşık bir saatte ulaşabileceğiniz ve farklı atmosferi ile gönlünüzü çelecek bir kent.

KUŞÇULUK
Şanlıurfa’da halk uğraşları arasında, kuşçuluk başta gelir. Kuşçuluk; zevk için yapılmakla birlikte, kendine özgü özellikleri olan bir meslek olarak da görülmekte ve halk dilinde kuş besleyip uçuranlara “Kuşçu” denilmektedir. Evlerde beslenen kuşların sayısı, yaklaşık 25 bin civarındadır. Şanlıurfa’da kuşçuların buluştuğu “Kuşçu Kahvehaneleri” vardır. Şanlıurfa halkının, kuşa verdiği değer mimariyi de etkilemiştir. Bu evlerin avluya bakan pencerelerinin üst kısmında, “Kuş Takaları” denilen kuş evleri bulunur. Şanlıurfa’daki kuş türleri arasında: ev kuşları (angut) , kafes kuşları, evlere alışmış yabani kuşlar (güvercin), halis kuşlar ve yapışan kuşları (taklacı) sayılabilir.

KELAYNAKLAR
Dünyada, yalnızca Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde ve kuzey Afrika’da bulunan Kelaynak kuşlarının, 1956 yıllarına kadar, sayıları binlerle ifade ediliyordu. Ancak; yasak avlanma, tarım ilaçlarının düzensiz ve aşırı kullanımı, bu kuşların neslinin tükenme tehlikesini gündeme getirdi.
25-30 yıl yaşayabilen bu kuşlar, Şubat ayı ortalarında Birecik’e gelip, kayalıklara yerleşir, üremelerini yapıp, Temmuz ortalarında yavrularıyla birlikte, Birecik’ten ayrılırlar. Kelaynaklar, 1977 yılında, Orman İstasyonunda koruma altına alınmışlardır. Kelaynak kuşlarına yörede “Keçelaynak” denilmektedir. Yörede, bolluk ve bereketin sembolü olarak görülen ve kutsal sayılan kuşlar adına, 1984 yılında bu yana “Kelaynak Festivali” yapılmaktadır.

ANKARA’DAN URFA’YA ANADOLUJET İLE UÇTUK
ANKARA-URFA HATTI: 1 saat 15 dakika
Yolcu: Esra Okutan / Editör

  ETIKETLER:
urfa    balikligol    hzibrahim    peygamber    kusculuk    urfa-kalesi