Dünyadaki enerji ve malzemenin yüzde70’ini, suyun yüzde 17’sini ve ormanların yüzde 25’ini binalar tüketirken; karbondioksit emisyonunun yüzde 33’üne neden oluyorlar. Bu yüksek oranları minimize etmek için, yeşil arazileri, enerjiyi, suyu ve malzemeleri daha verimli kullanmayı teşvik edecek yeşil bina kriterleri geliştiriliyor. Bu kriterlerin uygulandığı, yeşil ve sürdürülebilir binaların sayısı tüm dünyada hızla artarken, diğer taraftan Yeşil Bina maliyetleri hakkında doğru-yanlış çeşitli rakamlar, yüzdeler ve görüşler ileri sürülüyor. Uzmanların bu noktada, fayda-maliyet analizlerini doğru yaparak, yatırımcının kararını kolaylaştırması gerekiyor.
MALİYETİ YÜZDE 2 DAHA FAZLA
Standart binalarla yeşil binalar arasındaki maliyet farkını daha net ortaya koymak için ABD’deki 33 bina üzerinde yapılan bir araştırma, ortalama olarak yüzde 2’den daha düşük bir maliyet farkı olduğunu ortaya koyuyor. Bu maliyetin büyük bir kısmı ise özel mimari tasarım ve yenilikçi enerji modellemelerinden kaynaklanıyor. Ancak ABD’de mimarlık, mühendislik ve genel inşaat maliyetlerinin Türkiye’ye göre çok daha yüksek olduğunu da belirtmekte fayda var. Örneğin Türkiye’de yapılan enerji modellemelerinin maliyeti 1 dolar/metrekare civarında olmakla birlikte, bu rakam ABD’deki rakamlardan hayli düşük. Ayrıca Türkiye’de verilen danışmanlık hizmetlerinin bedeli de ABD’deki bedellerin çok altında. Yeşil binanın maliyeti, binanın bulunduğu lokasyona, bina fonksiyonuna (ofis, sanayi, AVM gibi) ve yerel iklim şartlarına göre de değişiklikler gösteriyor. Buna ek olarak, yeşil bina kriterleri, tasarım sürecine ne kadar erken dahil edilirse maliyet de o kadar düşük oluyor.
ENERJİDEN YÜZDE 30 TASARRUF
Yeşil binalarda en önemli nokta, inşaat aşaması bittikten sonra başlıyor; yeşil binalar, klasik binalara oranla ciddi finansal faydalar sağlıyor. Başta enerji ve su tasarrufu olmak üzere, atıkların azaltılması, iç mekânlara daha kaliteli hava sağlanması, bina kullanıcısının rahatının ve veriminin artırılması ile çalışanların sağlık giderlerinin azaltılması, düşük işletme ve bakım maliyetleri yeşil binaların avantajları arasında yer alıyor. Su tüketimi de aynı şekilde oldukça düşük olan yeşil binalar, susuz pisuvarlar, verimli rezervuarlar, lavabolarda ve duşlarda kullanılan bataryalar sayesinde yüzde 50’ye yakın su tasarrufu sağlıyor. Ayrıca peyzaj alanlarında çeşitli yöntemlerle yüzde 50 oranında su tasarrufu da elde edilebiliyor.
Yeşil binalar, klasik binalara göre yaklaşık yüzde 30 oranında daha az enerji tüketiyor. Ortalama yıllık enerji tüketimi 150 kWh/m2 olan klasik bir ofis binasının enerji maliyeti 24 $/metrekare olarak hesaplanıyor. Bu binanın 10 bin metrekare olduğunu düşünürsek, toplam yıllık tasarruf 72 bin dolar civarında gerçekleşiyor. Her yıl elektriğe gelecek zammı da göz önünde bulundurursak, yaklaşık 20 yılda bu tasarrufun milyon dolar seviyesine ulaşacağı görülüyor.
YEŞİL BİNADA ÇALIŞ, DOKTORA GİTME!
Yine ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, insanlar zamanlarının yüzde 90’ını bina içinde geçiriyor. Bu da, sağlık ve dolayısıyla da verimlilikle ilgili sorunların büyük bir kısmının, hava kalitesi düşük, gün ışığı ve manzarası olmayan ortamlardan kaynaklanmasına neden oluyor. Bir başka deyişle yeşil binalar, hayatının büyük bir kısmını kapalı alanlarda geçiren herkesin, bu olumsuz etkileri üzerinden atmasını sağlıyor. Yapılan bir araştırma, yeşil binalarda çalışanların, diğer binalardakilere göre yüzde 16 oranında daha az doktora gittikleri ve dolayısıyla yüzde 16 daha az iş kaybının ortaya çıktığını gösteriyor.
Yeşil binalarda çalışanlar, diğerlerine göre yüzde 16 oranında daha az doktora gidiyor.